Ah, Cesur Yeni Dünya! Ne cesareti bu acaba, cahil cesareti mi? Öfkeliyim sana ve zavallılığına. Cesurmuşsun güya, bana kalsa korkakların en büyüğü! Yaşamayı beceremeyen bir zavallısın sen, Cesur Yeni Dünya. Seni mutluluğundan alıkoyan ne varsa hepsini görmezden gelirsin. Kaçmak ve yok saymaktır senin varolma biçimin. Duygularımız, hislerimiz, düşüncelerimiz ne kadar zengindir oysa. Yaşamak ne kadar zengindir oysa. Sen ise tektipçi bir faşist, korkak bir sefil! Sert çıkıyor cümlelerim ağzımdan çünkü öylesine nefret ediyorum senden. Seni iktidarından alaşağı etmek içindir tüm çabam, tüm yaşam amacım. Tanrı için israfsın sen, potansiyelleri israf eden bir müsrifsin de ayrıca. Varlığın, yokluğundan daha yavan bir tat bırakıyor dilimizde. Cesur Yeni Dünya! İsmin verildi diye bu kitaba, sakın böbürlenme. Sen hiç hüküm süremeyesin diye yazıldı bu kitap! Cesur Yeni Dünya…
"Biz sevmeyiz," dedi Denetçi. "Biz her şeyi keyifli yapmayı yeğleriz."
"Ben keyif aramıyorum. Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum."
"Aslında," dedi Mustafa Mond, "siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."
"Öyle olsun," dedi Vahşi meydan okurcasına, "mutsuz olma hakkını istiyorum."
Margaret Atwood'un muhteşem Sunuş'u, Aldous Huxley'in olmazsa olmaz Önsöz'ü ve David Bradshaw'ın harika Sonsöz'ü ile Cesur Yeni Dünya daha analiz edilebilir hale gelmiştir. Atwood Sunuş'unda bize Huxley'in eleştirilerinin haklı sebeplerini, Huxley Önsöz'ünde bize eseriyle ilgili kişisel görüşlerini ve Bradshaw Sonsözü'nde bize eserin tarihsel arkaplanını vermeye çabalamışlar. İyi ki de yapmışlar. Bu metinler romanın kendisi kadar değerli.
Huxley… Vicdanın sesi. 1930'larda kendisini göstermeye başlayan sorunlara, derinlik ve anlam kaybına, tüketim