“Tam acıyı hissederken yazmalı insan, kimseler yokken. Mesela bir annenin, çocuğu için çare ararken bir anda çaresizlikle çocuğuna sesini yükseltip içinin yandığı o an.
Düşünmeyenler, düşünenlere ne kadar zarar verdiklerini düşünmedikleri için asla anlayamadılar. Düşünenler, yüreğinin kaldırabildiği kadar, düşünmeyenlerin alenen sebep olduklarına katlanıp çare arayacak; hem de anneleri yanında yokken.
“Ölüm” geldi. Düşünenler kayboldu. İşte duyduğun gerçek. Düşünmeyenler inanmadılar, çünkü illa o tabuta girmesi gerekir insanın. Tutundukları dalları birer birer kestiğinde, öldürmüş olmuyorlar insanı. Gece, hem en sevdiğim hem de beni darmadağın eden bir şey düşünmekten. Yıldım düşünmekten.
Çocuklar unuttu üşüdüğü anları, korkularını, çocuklar düşünmeyi unuttu büyüdükçe. Düşünenler uzakta, dalıp gittiler başka acılara. Belki de kaldıramadılar.
Kızdığımız insanlar büyüttü bizi. O kadar kızdırdılar ki çaresizce erken büyüdük. Omuzlardaki acı iki katına çıktı. Erken büyüyenler, erkenden öldüler. Tam da pencereden bakarken, karanlıkta korkarken dalıp gittikleri o karanlıkta, hem de anneleri yanında yokken.“
xn--pdfktphanesi-glbb.com/kosemden-alinti
incelemek isterseniz web sayfam :)
“Toprak insana tıpkı ana gibi bakar; onu doyurur, giydirir, korur. Ama ihmal edilirse küser, alınır, intikamını da alır.”
— Cengiz Aytmatov, Toprak Ana