Eflâtun rengi hayaller kuran bir suskunun sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikaye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız… O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce… Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır.
Eser olaydan çok durum hikayesi ya da karakter analiziydi. Gerçekten, romanın son 50 sayfasına gelmeme rağmen hala yeni karakterler karşıma çıkıyor ve bunların analizi yapılıyordu. Eserden bir şeyler kapmak gerçekten de zor. Üslubu çok ağır olmasa da ağır ve hani bir olay anlatışmadığı için gerçekten extra konsantrasyon gerektiren bir eser. Tavsiye… etmem.