İnsan, dünyada ruh taşıyan tek varlık değil, diyeceklerdi; acıyı, ölümü, anneliği, sevgiyi, sarılmayı, okşamayı bilen yalnızca insan değil, başkaları da var ve olmaya devam etmeliler, diyeceklerdi. İki ayağının üzerine kalkmış olması, ellerini ve zekâsını daha çok kullanıyor olması, bir dil geliştirmiş olması insanı bütün canlıların en üstünü yapmaz, diyeceklerdi. Bir zamanlar bu gezegende henüz insan var olmamışken canlılık çok daha fazlaydı, dünya çok daha güzeldi, insan bunu idrak edemezse zekâsı elinde bir bomba gibi patlayacak, diyeceklerdi.
Her gün gördügümüz, varlığını varlığımızın parçası bellediğimiz birinin ebediyen çekip gittigine zihnin ikna olmasi cok zaman alıyor.. Sevdiğimiz gözlerdeki parlaklığın söndüğüne,çok tanidik, kulagımiza çok hoş gelen bir sesin susabildigine, bir daha asla duyulmayacagina da...
Doğal göğün altında tapılası güllerle
Uğrunda bir zamanlar çocukluğumdan bile
Kaçtığım bir utkuyu tembellik incitirken
Bu acı dinlenişten yorgun usanmışım ben