Sonsuz bir acı veya yok olmaya yüz tutmuş bir hazan yaprağı gibiyim bu gece... Rüzgarda savrulan bir yaprak gibi... Savunmasız, tek başına ve güçsüz... Karanlığın içinde yapayalnızım, Tanrının bütün gerçeklerine lanet etmiş bir kadın belki de... İçimde adını bildiğim ama kendime bile söylemek istemediğim bir yerim acıyor. Sanki söylersem; "bak burası benim yaram" dermiş gibi hissederim. Halbuki o yara, içimde kapanmayacak bir şeye dönüştü. İzi hep var olan, sürekli kendisini hatırlatan kanadıkça içimin acımasına neden olan; "o yara"... Hayatım boyunca, bir şeyler için çabaladım ve insan belli bir süreden sonra savaştığı şeye dönüşmeye başlıyor. Nereden geldiğim, kim olduğumun bir önemi yok aslında... Sadece, anlıyorsun ki, tutunmaya çalıştıkça, ellerin kanamış. Tam bu noktada diyorsun ki; Bazı acıların tarifi yoktur! Bazı vedalar sadece bir gidiş değildir. Bazı şarkılar susmaz ve bazı kitaplar yeniden okunur. Geriye tek bir şey kalır; "Hissettiğin hiçbir şey değişmez." Nereye gidersen git, ne yaparsan yap o seninle, hep içinde... ölene kadar, sonsuza denk! Masa saatim gecenin bir yarısı iki buçuğu gösteriyor, bir daha geri gelmeyecek bir zaman dilimi... İşte zaman şimdi durdu ve ben iki buçuk'ta takılı kaldım... — Özge` Bir şarkı ağlar mı peki? Ağlarmış... Bir şarkı acıyı bağıra bağıra hissettir mi? Hissettirmiş... •open.spotify.com/track/7nslkmIT0...youtu.be/tdhVRE-AcrI
Sizin Dostluğunuz Nasıl?
Kısacası; işte dünyanın damında dostsuzluktan iliklerim dona dona tam iki yıl geçirdikten sonra, bütün bu gördüklerimden dost özleyişim büsbütün alevlenmiş olarak döndüm. Bakın ne güzel, ne kadar, ne kadar, ne kadar güzel, göz yaşartacak kadar güzel: Bana, "nasılsın?" diyorsunuz. İyiyim. Şimdi çok iyiyim. Peki siz nasılsınız? Sahi ama, siz, dostlarım, köpek balığı mısınız, yoksa kılavuz balığı mı? Veya timsah mı, Zendar kuşu mu? Oğlumuz: Yarın Diye Bir Şey Yoktur
Kitap Alıntısı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hâlâ yalnız mısın? -Sadece özgür Peki mutsuz? -Sadece alışmış Peki ya aşık? -Sadece eksik Peki ya sen, hâlâ bekliyor musun? -Beklemek, şimdi hiç duymayan birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız Peki ya umut? -Umut şimdi hiç görmeyen birine gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız...
En sevdiğim spor masa tenisidir :)
Bugün köye geldim… Kardeşimin 1’e ve 6’ya giden çocuklarına raket ve pinpon topu alıverdim… Bir de ayaklı basketbol seti alıverdim de onu çekmedim. Dahiyane zekamla yaptığım tenis masası huzurlarınızda… 😂 Masanın birinde top pek zıplamıyordu, ben de anamın yufka yaptığı tahtayı koydum. Gayet güzel zıplıyor artık. 😂 Biz o tahtaya “Senit” diyoruz. Literatürdeki adı da senit midir yoksa başka bir isimle mi adlandırılır bilmiyorum. Siz ne diyorsunuz? Bu arada annemin merakı beni çok yoruyor… O neymiş, bu kimmiş sürekli soruyor. Yoldan geçen insanları falan merak ediyor… Biz köye gelirken başka bir köyde yol kenarında park halinde bir araba vardı. Annem, biz seni almaya gelirken de bu araba buradaydı kimin acaba diye soruyor… Ne bileyim ben kimin? Ben o kadar kendime dönüğüm ki bırakın dışardaki olayları benim eve yabancı biri çıkıp gelse sen kimsin diye sormam. Mutfağı, lavaboyu, koltuğu, yatağı gösteririm. Sen rahatına bak kardeş der geçerim, sen benim evimde ne arıyorsun bile demem.😂😂 Ben zaten kapıyı hiç kilitlemem. Kapının yedek anahtarı da kapının yanındaki ecza dolabında durur hep. Gelmek isteyen olursa evime rahatça girip çıkabilir… Duyuyorum insanlar üç kat beş kat kilit vuruyor… Hayretle karşılıyorum 😂 Diyecekler ki, “Deveyi sağlam kazığa bağla, sonra tevekkül et.” Bak şimdi güzel insan, sen deveyi kazığa bağlıyorsun ama kazığa tevekkül ediyorsun, oysa Allah’a tevekkül etmen gerek. Nasıl olsa kazığa bağladım diye kazığa güveniyorsun, kazığı ilahlaştırmış oluyorsun, sonra kazık biiiiiiippp. Çok pardon😂😂 Fazla evhamlı olmaya gerek yok, sağlığınız bozulur. İnsanlara biraz güvenmeyi deneyin… Kişi kendinden bilir işi demişler… Sözüm ona sana göre herkes pislik herkes şerefsiz… Sen nesin peki😂😂 Neyse yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Kıssadan hisse de bir halta
1000Kitap
GİDEN AMA BİTMEYEN
İnsan birini kaybedince,eğer o kişi hâlâ bir yerlerde nefes alıyorsa… acının bir sınırı olmuyor. Ölüm gibi değil bu. Bir mezarın yok başında ağlayabileceğim. Bir vedanın yok,kapanmış bir hikâyenin kesinliği yok. Sen… sadece yoksun. Ama varsın da. İşte en çok bu yoruyor beni. Seni bir şehirde yürürken hayal ediyorum bazen. Belki bir kafede oturuyorsun,belki birine gülüyorsun. Belki benimle sustuğun cümleleri,şimdi başkasına kuruyorsun. Bu ihtimaller… İnsanı içten içe kemiren sessiz canavarlar gibi. Ve ben her gece,aynı sorunun içinde kayboluyorum: "Ben bunu kendime de sana da neden yaptım? Neden engel olmadım,neden susturamadım pas tutmuş bu yüreğimin sesini ... neden? Bir insan,birini bırakıp gidecek noktaya mecburiyetin o soğuk duvarlarını yıkarak gelir. Anladım... Peki ya sevgi azalır mı… yoksa sadece bir gün,bir taraf susmayı mı seçer? Sen sustun. Ben hâlâ konuşuyorum… ama sadece kendi içimde. Çünkü sana ulaşmanın hiçbir yolu yok artık. Ne bir mesaj, ne bir ses, ne de bir “nasılsın” ihtimali… Beni en çok yoran şey sensizlik değil aslında. Alışabilirdim belki. Ama bu… Bu yarım kalmışlık hissi…
Aşk
-özür dilerim. size bir şey sorabilir miyim ?
– hayat neden bu kadar zalim. insanlar.. insanlar neden bu kadar zalim. yaşamak neden bu kadar zor ve bu kadar güzel, ve vazgeçilmez. peki insanların birbirlerini anlamamak için bu büyük çabası neden. karım, karım bana çok kızıyor.ona istediği gibi bir hayat sunamadığım için. istediği gibi bir adam olamadığım için. çocuklarımda bana kızıyor. onlara elbise , bilgisayar , ayakkabı alamadığım için. patronum sürekli alaycı bakışlarla beni izleyerek ne kadar işe yaramaz bir adam olduğumu bana hatırlatıyor. o da bana çok kızıyor. çünkü ona çok para kazandıramadığım için. dostlarım arkadaşlarım akrabalarım beni adam yerine koymuyorlar. onlar da bana kızıyor, onların istediği gibi bir adam olmadığım için. onları yemeğe götürmediğim için, onlara borç vermediğim için, onlara ayak bağı olmadığım için. devlet, devlette bana kızıyor. daha çok vergi veremediğim için. arada bir ne oluyor diye sorduğum için. yanlış partiye oy verdiğim için. biliyor musun her tarafım kanıyor, acılar içindeyim. çürüyorum. onların istediği gibi bir adam olmak istiyorum, ama beceremiyorum. dostlarıma, akrabalarıma, patronuma, karıma, çocuklarıma üzgünüm diyorum, sizin istediğiniz gibi bir adam olamadığım için üzgünüm diyorum duymuyorlar. dertlerimi anlatıyorum dinlemiyorlar. ben, ben. bana yardım edin diyorum kaçıyorlar, gelin biraz konuşalım diyorum masayı terk ediyorlar. ölüyorum ben diyorum ne zaman öleceksin diye soruyorlar. lütfen bana söyler misiniz ne oldu ? bize ne oldu ? eskiden böyle değildi şimdi ne oldu ? neden insanların artık bir takım duygulara ve düşüncelere prim verecek zamanı yok. neden bu kadar hızla koşuyorlar. neden bir an bile olup insanın evrenin anlamı üzerine düşünmüyorlar. ben acılarımı sıkıntılarımı kederlerimi onlara anlatırken neden beni dinlemiyorlar. benim bu düşlerim,