eğer hayatı, olabilecek en küçük parçalara bölmek ve her parçayı ayrı ayrı değerlendirmek mümkün olsaydı, hiç şüphesiz hayatımın her parçası onu sinir edebilirdi. Onu neden bu kadar kızdırdığımı her zaman merak etmişimdir; benimle ilgili her şey onun güzellik ve adalet duygusuyla, alışkanlıklarıyla gelenekleriyle, umutlarıyla çelişiyor olabilirdi; böyle karşıt özelliklerin varlığı aşikardı fakat bu neden onun böylesine acı çekmesine yol açıyordu ki?
Böylece menajer, trapez sanatçısını yavaş yavaş yatıştırmayı başardı ve tekrar köşesine çekildi. Fakat kendisi sakinleşmemişti, ciddi bir endişe hissiyle kitabın ucundan gizlice trapez sanatçısına baktı. Böyle düşünceler ona acı çektirmeye başladıktan sonra, tamamen duracakları bir zaman hiç gelmeyecek miydi? Sürekli çoğalmak zorunda mıydılar? Bu var oluşu tehdit eden bir şey değil miydi?
Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim, gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek. Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda
Ben ucuz bir romandım. Hayır, kötü bir edebiyatın bile bir gerçekliği vardı. Can sıkıcı taklitçilikleri bile benden gerçekti. Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydim; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı, bana ait bir cümle, bir düşünce olsaydı?