Hey gidi çocukluğun mutlu günleri! Bir daha hiç yaşanmayacak olan güzel günler! Sizi sevmemek, sizi hatırlamamak elde mi? Ruhumu yücelten, içimde bitmez tükenmez hazlara kaynaklık eden hep sizsiniz.
"Bakın ben şu yaştayım, biliyorum ki benim için otuz yıl sonrası yok . Bir gün öleceğim; siz de öleceksiniz, biliyorsunuz değil mi ?" derim.Ölüm bir gerçek...
"Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?"
"Önce, hayatta kalmayı seçeceğim. Önce beni sevmeyi öğreneceğim. Önce benim kim, ne olduğuma dair yargılarımdan
vazgeçeceğim. İsteklerimi önce benimle gerçekleştireceğim ki başkasının ruhuna musallat olmayayım. Önce benim en iyi halimi ortaya çıkaracağım. Önce kendi omzumdan öpeceğim. Kendi alanımı sahipleneceğim. Hatasıyla günahıyla kendi 'bugüne mahsus' varlığımı kabul edeceğim. Kendi hayatımı kutlayacak, kendi huzurumu kutsayacağım. Önce ben ayakta kalacağım ki başkasının sırtına devrilmeyeyim. Önce ben ayakta kalacağım ki başkaları benim üstüme basıp geçmesin."