Eksik hep vardı. Hiçbir zaman tam, bütün olmadık. Doğduğumuz anda eksiktik zaten, kendisiyle bütün olduğumuz beden bizden koparılmıştı. Dünyayı görüp tanımaya kendi “benliğimizi” kurmaya başladığımız andan itibaren de hep bu eksiklikle başa çıkmaya çalıştık.
Sanki hayattan kopmuş gibiyim. Ben olduğum yerde sayarken diğer herkes kendi yolunda ilerliyor. Sanki hayatı kendimce şekillendirmek istemişim de, tek becerebildiğim onu paramparça etmek olmuş.