Fizyolojik bir yapı olarak öteki insanlardan bir ayrımım yok. Lâkin dünya dünya olalı kimselerin benim gibi sevdiğini ve sevebileceğini sanmıyorum. İnandığım en kesin gerçek bu canım. Beni ben eden de bu. Başkaca yokum.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Senelerdir kitaplığımda duran ve hep ön yargıyla baktığım kitap. Kitabı bitirdiğimde "Neden daha önce okumadım ki?" diye duyduğum pişmanlığın tarifi yok. İlk 20-25 sayfa aşırı derecede boğdu beni ama hep sonunu merak ettim ve sabırla okudum, 1 günde bitirdim ve gerçekten çok güzeldi. Dışardan "Acaba bu neden yaşıyor? Yaşamakta ne buluyor? Hangi mantık, hangi hikmet bunun yeryüzünde dolaşıp nefes almasını emrediyor?" gibi düşündüren bir adamın aslında içinde yaşadığı o uçsuz bucaksız dünyasını anlatıyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar nefret ediyorum biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insandan birçok şeyler istedikleri için...
Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kâfidir. Kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar. Bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek, istenilen şeyleri vermek... Biz istemeyiz, kendiliğimizden bir şey vermeyiz... Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum. Anlıyor musunuz?