hûbb️ ° حب

hûbb️ ° حب
@penpecvk
Cennete cennet gibi yoldan gidilmez..
126 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
4 yıldır bu uygulamayı kullanıyorum ağzımı bozduğum yok denecek kadar azdır. Takip edenler biliyordur. Ama artık karşılaştığım video ve fotoğraflar karşısında kendimi tutmakta zorlanıyorum, g.t görmek istesem instagrama girerim, değişik video izlemek istesem tiktok indirirdim, kitapla ilgili şeyler okuyayım alıntı okuyayım diye kullandığım uygulamada ben niye birilerinin tangalı bikinili pozlarına rastlıyorum? Bir fotoğraf takip ettiğim birinin yorumu üzerine sayfama düştü yorumu bırakanı takipten çıktım. Başka bir fotoğraf öne çıkanlarda açmış bacağını bekliyorum yazmış. Neyi bekliyorsun arkadaşım, neyi bekliyorsun? Cevap belli de neyse. 1000Kitap fotoğraf ve video özelliği geleli beri kalite giderek düştü. Getirdiğiniz özellik kitapla ilgili güzel şekilde kullanılabilirdi de, videoda kitapları anlatabilirdik. Hiç olmazsa şöyle rahatsız edici teşhir fotoğrafları ile karşılaştığımızda şikayet sekmesi de koysanız, biz bu şekilde olan video ve fotoğrafları işaretlesek kaldırılsa daha güzel olmaz mı 1000Kitap ? Bu arada kıyafetle ilgili şu giyilmesin bu giyilmesin şeklinde konuşan yargı dağıtan bir insan değilim, ben bunları "KİTAP" uygulamasında görmek istemiyorum. Tıpkı bazı sapık erkeklerin çıplak profil fotoğraflarıyla açtığı taciz hesapları nasıl mide bulandırıcıysa bunlar da öyle mide bulandırıcı. Onları şikayet edip kapattırıyoruz, bir taraflarını açan kadın olunca taciz değil mi? 1000Kitap Destek 1000Kitap
1000Kitap
hûbb️ ° حب
O kadar haklısınız ki akış videolarla dolduğundan beridir girmiyorum akışa. İncelemeleri gezinip çıkıyorum. Kitap uygulaması böyle olmamalı. Kitap seven, kendini bilen bir kesim olduğumuzu düşünüyordum ama değilmişiz..
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kamran, senden nefret ediyorum!
8/10
·448 syf.·
2022 37. kitabı
-Dikkat spoiler içerir- Geleneksel Türk örf ve adetleri, kitabın yazıldığı dönemin şartlarının Feride'yi içinde bıraktığı durum ve kitabın mutlu sonla bitmesine karşılık beni mutlu etmemesi sebebiyle kimi zaman rahatsız olarak okuduğum kitabın eleştiri dolu yorumuna başlamak üzereyim. Bu kitabı çok sevdiğinizi biliyor, yazdıklarımın sizi üzeceğini tahmin ediyorum. Başka bir aldatma vakası daha... Feride, evlenmelerine ramak kala, kuzeni olan nişanlısının onu aldattığını öğrenmesiyle, gururlu birinin yapacağı gibi nişanlısını terk eder. Ve terk edişinin ulvi bir amaca hizmet etmesi için Anadolu'da öğretmenlik yapmaya başlar... Türk edebiyatının eski dönem eserlerinde, aile içinden biriyle evlenmek bir klişedir. Bunun sebebi kızların, kapalı bir çevrede büyütülmesi, diğer erkeklerle iletişiminin sosyal baskı sebebiyle engellenmesi ve oldukça küçük yaşta yani henüz "gözü açılmamışken" evlendirilmesidir. Birlikte büyüdüğü kuzenlerine "aşık" olmaları ve daima onlarla evlenmek istemeleri yalnızca beni rahatsız ediyor olamaz. Beklentimin doğurduğu hayal kırıklığı... Kitaba okumadığım zamanlar aldığım kırık dökük spoilerlar sebebiyle, Feride'nin oldukça idealist bir kız olduğunu ve başından beri Anadolu'yu içinden bulunduğu durumdan kurtarmayı amaçlayan ve bu amaç uğruna yanıp tutuşan bir karakter olduğunu tasavvur etmiştim. Oysa Feride'nin serüveni, nişanlısından ve nişanlısının yaşadığı İstanbul'dan kaçmak istemesiyle başlar ve böylece yolu Anadolu'ya düşer. Zaman zaman Feride'nin de kitaptaki diğer tüm öğretmenler gibi İstanbul'da çalışmak ve orada rahat etmek istediğini fakat mecburiyetinin buna el vermediğini görürüz. Diğer bir hayal kırıklığı... Yine aldığım spoilerlar sebebiyle, Feride'nin Anadolu'nun ücra bir okuluna düştüğü ve yıllar içinde orayı güzelleştirip
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
hûbb️ ° حب
İncelemenize katılıyorum demeye geldim. 30 yaş farkındalığıyla tekrar okuyunca günümüzde playboy denilen kadın kadın gezip el değmemiş kızları sevdiğini anlatan kitaplardan hiç farkı olmadığını gördüm. Lisedeyken okuduğumda sevda kazandı sanmıştım. Keşke öyle olsaymış..
Yalnızlığın şifa olduğu günlerdeyiz.. Anne babaya evlada hasret günlerdeyiz.. Ama kalbimiz mi taşlaşmış, bencillik bizi ele mi geçirmiş bilmiyorum muhacirleri karşılayan yesrib gibi olamıyoruz. Dışarı çıkmayalım bu virüs yayılmasın da paran olmazsa ekmeğini ben alırım, borcunu sonra ödersin, kirayı bu ay almayım.. Ölümü ensemizde gibi hissederken neden böyle diyemiyoruz? Sonsuz ahirete elimiz boş gitmemek için bu günler öyle değerli ki, keşke farkedebilsek.. Duyarsızlığımız canımı acıtıyor.. Ailemi bir daha ne zaman görebileceğimi, sevdiklerimden kimleri bir daha göremeyeceğimi düşündükçe içim daralıyor. Sağlık çalışanı olup yeterli yada faydalı olamadığımı düşündükçe nefes alamıyorum.. Çok zor bir süreçten geçiyoruz gerçekten. Tedbir alıp dua edeceğiz.. Ne kadar samimi olursak o kadar kazanacağız.. Kimsenin hakkına girmeyelim.. Hastalığı bulaştıranlardan biri de biz olmayalım.. Serdar Tuncer bir yazısında sen kader yazamazsın diyordu. İnsan kaderin Rabbine iman ede ede, kader yazamayacağını bile bile yine de kader yazıyor; sevdiklerine, ülkesine, dünyasına.. Bu günlerde aklımdan geçip duruyor bu cümleler. İnsanların kaderine virüsü biz dahil etmeyelim.. Dikkat edelim..
hûbb️ ° حب
Herşey yeni yeni başlamışken.. Yeryüzü şifana muhtaç Rabbim..