6/10
·211 syf.··
2026 10. kitabı
Hikaye güzel ama insanı içine alıp götüren bir dili yok bana kalırsa. Mavi kuş ismini verdiği külüstür otobüsüyle köyden kente yolculuk yapan sevdadan delirmiş Kenanın bir seferde yaşadıkları ve otobüstekilerin hayatları anlatılıyor ve sonunda sürpriz. Karakterden karaktere geçiliyor oluşu biraz yorucu,okuma zevkini azaltıyor.
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 3. kitabı
Bu kitabı okurken bu kadar duygusal yaklaşacağımı düşünmemiştim. Dünyanın en zeki insanı da olsan duygusal bir gelişim göstermediğinde zekan seni pekte ileri taşımıyor 35 yaşında ki bir adamın zeka olarak 5 yaşında biri gibi olması ve bilim insanlarının ameliyat ile Charlie'yi zeki yapmaları; deney işe yarıyor fakan Charlie kadınlara karşı hâla bir korku içerisinde ve duygusal açıdan birçok duygusunun çocuk kaldığını fark ediyor oldukça ufkunuzu açacak ve farkındalık sağlıyacak bir kitap tavsiye ederim.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin’in 1983’te yayımlanan ilk romanıdır ve Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Büyülü gerçekçilik akımının Türkiye’deki en yetkin örneklerinden biri olan kitap, köyden kente göç eden bir ailenin (Aktaş ailesi) hikâyesini, özellikle en küçük kızları Dirmit’in gözünden anlatır. Roman, Kayseri’nin Alacüvek köyünde başlar. Huvat Aktaş, köyün “farklı” ve nüfuzlu bir karakteridir; sık sık şehre gider, icatlar, aletler getirir. Köylüler bunları hem merakla karşılar hem de uğursuzluk kaynağı olarak görür. Aile, ekonomik nedenlerle İstanbul’a (kenar mahalleye) göç eder. Kitap, bu göç sürecini, yoksulluğu, kentte tutunma çabasını, aile içi dinamikleri, geleneksel inanışları ve modernleşme sancılarını ele alır. Dirmit, romanın merkezindeki direngen, asi ve yaratıcı kadın figürüdür. Ailenin diğer üyeleri (anne Aba, baba Huvat, kardeşler) de güçlü portrelerdir. Hikâye kronolojik ilerlerken, masallar, rüyalar, cin-peri inanışları, konuşan nesneler ve halk kültürü unsurlarıyla iç içe geçer. Edebi Özellikler ve Üslup Büyülü Gerçekçilik: Latife Tekin, Anadolu halk kültürünü (masallar, türküler, hurafeler, ölümle iç içe yaşam) modern romana ustalıkla uyarlar. Cinler, periler, Azrail, rüyalarda konuşan ölüler, büyülü nesneler gerçek hayatın ayrılmaz parçasıdır. Bu unsurlar fantastik olmaktan ziyade, karakterlerin dünyasını ve cehalet-yoksulluk döngüsünü doğal bir şekilde yansıtır. Dil ve Anlatım: Kısa cümlelerden oluşan uzun paragraflar, şiirsel, akıcı ve halk ağzına yakın bir üslup hâkimdir. Hem komik hem dokunaklıdır; “güler misin ağlar mısın” dedirten bir tondadır. Abartısız, samimi ve güçlü bir gözlem gücü vardır. Yapı: Tek bir kahramana odaklanmaz ama Dirmit öne çıkar. Bildungsroman (olgunlaşma romanı) özellikleri
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
7/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:01
"Bana sorarsan, bütün bu belalar bu kitaplar yüzünden. Kitaplar bir yandı mı, hiçbir şey düşünmez, güzel güzel yaşarız.” (s. 407) Kitabın arka kapağında “Bir ülkenin hikâyesi, bir insanın hayatında saklıdır.” yazıyor. Ancak kitabı bitirdiğimde bu vaadin çok da karşılanmadığını hissettim. Aslında güzel bir açılış cümlesi var: “Ben bir tohumum. Geldim, kendimi bu şehre ektim.” diyor yazar. İlk bölüm de aynı şekilde merak duygusunu canlı tutuyor. Anlatıcı, köyünden kente eğitim almak için gelmiş ve akademisyen olma yolunda ilerleyen bir genç. Ancak bir yandan da köylülerinin, özellikle köyün sözü geçen isimlerinden (muhtarı diyebileceğimiz) “Yaşlı Enişte”nin taleplerini geri çeviremediği için sürekli bir koşturmacanın içinde kendini buluyor ve bunun nedenlerini anlatıyor.Sonra kendisi bambaşka yerlere savrulurken, köyü de değişiyor elbette! Anlatıcının yaşam öyküsü ile köyündeki insanların hikâyeleri bölüm bölüm ilerliyor. Zaten annesi ve babası olmadan, köylülerinin büyüttüğü bir çocuk olduğu için de hikayeler oldukça gerçekçi. Bir bölümde anlatıcının kendi hayatına, bir başka bölümde ise köylülerinden birinin yaşamına tanıklık ediyoruz. Bu paralel yapı, "Vayy be! Bu dünyada bilmediğimiz ne çeşit insanların ne çeşit hikayeleri var(!)" düşüncesi oluşturuyor. Bu yönüyle, adının da çağrıştırdığı gibi tam anlamıyla bir “Hayat Kitabı”. Diğer yandan, arka kapakta yer alan “bir ülkenin hikâyesi” vurgusunun kurguda beklediğim kadar karşılığı bana kalırsa yok. Evet rüşvet, sağlık sistemi, eğitim ve bürokrasi gibi toplumsal meseleler yer yer hikâyelerin içine yedirilmiş. Ancak daha çok insan hikayelerinin arkasındaki çok ince detaylar gibi kalmış. Fakat bazı seçme konularda da fazlasıyla detay vardı. Ama bunlar insana veya ülke tarihine değil de daha ilgi alanı gerektiren
Hayat KitabıLi Peifu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20262 okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
Mozart’ın bestelediği ve Lorenzo Da Ponte’nin librettosunu yazdığı Figaro’nun Düğünü, opera tarihinin sadece en eğlenceli ve aynı zamanda en devrimci eserlerinden biridir. ️🩷 Fransız yazar Pierre Beaumarchais’nin aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan bu opera, 1786 yılındaki ilk gösteriminden bu yana güncelliğini ve büyüsünü hiç kaybetmedi. Ben Mersin Devlet Opera ve Balesinden çok keyif alarak izlemiştim. Karşıma bir daha çıksa yine hiç düşünmeden izlemeyi tercih eder içinde kaybolur eririm Eser, Kont Almaviva’nın sarayında uşak olan Figaro ile Kontes’in hizmetçisi Susanna’nın düğün gününde geçer. Hikaye temelde tek bir güne sığdırılmış bir entrikalar yumağıdır. Kont Almaviva, gözü dışarıda bir çapkındır ve kaldırdığını iddia ettiği "ilk gece hakkını" Susanna üzerinde kullanmak ister. Figaro ve Susanna, Kontes Rosina’nın ve sarayın diğer renkli karakterlerinin yardımıyla Kont’a unutamayacağı bir ders vermek için zekice bir plan yaparlar. Peki devriminin ayak sesleri nerede geliyor ? Sınıfsal eleştiri sunma kısmında. Kont gücü elinde bulunduran kibirli, bencil pislik biridir. Hizmetçi sınıfından olan Figaro ve Susanna; zeki, pratik zekalı ve olayları kontrol eden karakterler olarak gücü eline alır:) Figaro’nun Düğünü, komedi olmasının dışında çok güçlü bir insanlık ve adalet manifestosu bence. Operanın sonunda Kont’un diz çöküp Kontes’ten af dilediği ve Kontes’in onu bağışladığı sahne sadece bir evlilik krizinin çözülmesi değil; sınıflar, cinsiyetler ve insanlar arasında bir uzlaşı ve barış çağrısıdır. ​Mozart, insan kusurlarını (kıskançlık, şehvet, kibir) yargılamadan, onları muazzam bir empati ve müzikal estetikle ele alan harika bir sanatçı Bu yüzden Figaro’nun Düğünü, yazıldığı çağın çok ötesinde her dönem için ayna niteliğinde harika bir eser.
Figaro'nun DüğünüWolfgang Amadeus Mozart · Fihrist Kitap · 20244 okunma
7/10
·216 syf.·
2026 46. kitabı
'Bunu Düşünmek İstemezdim'i kitaptan bir cümleyle anlatmak istesem, şu cümle olurdu: "... artık orada olmayan bir duyguyu, bir ânı hatırladım." Kitabın tamamı ikiz kardeşlerden hayatta olan kız kardeşin anımsamaları, duyguları ve terapisti Elza, eşi Leo ve annesiyle olan diyaloglarını içeriyor. Duru ama derin. Kendilerini bir ve iki olarak bildiğimiz ikiz kardeşlerden 'bir'i -erkek olan- hayatına son vermeye karar veriyor ve 'iki'nin bu süreçle baş etmesini ya da çoğu zaman edememesini okuyoruz. Bir iç dökme gibi yazılanlar. Asla ajite etmiyor acıyı ya da yası. Anımsadığı anılarla, kronolojik bir sıra takip etmeden ilerliyor kitap. Ölüm hayatın kaçınılmaz bir parçasıyken ve doğal ölümle bile baş etmek zorken kendi isteğiyle hayata veda edenin kardeşiniz-ikiziniz olduğunu tahayyül etmek aklını kaçırmakla eş değer gibi. Bunu Düşünmek İstemezdim'de de kardeşinin hayatından bir anda çıkması, hayatı boyunca 'Neden?' sorusuyla yaşamaya mahkum ediyor anlatıcımızı. Neredeyse aynı yaşam tecrübelerinden geçmelerine rağmen farklı hislerle yol olan ikiz kardeşlerden birinin diğerine aniden veda etmesinin geride bıraktığı acı bu kitaptaki anımsamalar. Yaşadığı acının evliliğine, kişisel yaşamına ve annesiyle olan ilişkisine etkisi, kendini suçlama evresi de dahil. Kitapla ilgili arada bir yerdeyim; kitabın başlarında iki numaranın anlattıkları daha mesafeli, birbirinden kopuk ve otuzlarının yarısını geçmiş bir kişisinin ağzından değil gibiydi; kitabı yarıladıktan sonra ayakları yere basan, daha samimi, kendini daha da açarak ve duygularını belli ederek anlatmaya başladı. Bu sürecin yasın evrelerinden sebep olduğunu düşünmedim değil; yas sürecini hayatın içine yedirmesini sevmekle ve bunu hissettirmekle birlikte (yarısından sonra), bir şeyler eksik kaldı okurken.
Bunu Düşünmek İstemezdimJente Posthuma · Koridor Yayıncılık · 2025388 okunma
Reklam
Reklam