Pentimento
10/10
·414 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Kitabı ilk elime aldığım zaman ismi birşey çağrıştırmamıştı,kelime anlamını bilmiyordum.Açıkcası siyasi mi acaba bile dedim Gelin bakalım ne demekmiş "Pentimento" hem İtalyancada "pişmanlık" demektir; hem de bir ressamın yaptığı bir tablonun üzerine bazen kısmen bazen de tuvalin tamamını kapsayacak şekilde yeni sahneler resmetmesidir. Kendi kimliğini inşa etmek üzerine fazlasıyla kafa yoran; hayattaki tek akrabası annesi ile hayatının tamamını geçirmiş olan Can'ın yeknesak yaşamı, ilk görüşte vurulduğu İklim ve karşısına eş zamanlı olarak çıkan babası sayesinde bir anda değişir. Kendi yaşamına, annesine ve babasına dair bildiği hemen her şey bir yalana dönüşmüş olan Can, İklim'i kazanmaya çalışırken çıktığı yolda, ailesinin derin, korkutucu ama kendi kimliğini oluşturmasını sağlayacak sırlarına erişeceğinden bihaberdi. Can ve annesinin hikayesi diyebilirim. Ben annesini çok güçlü bir karakter olarak gördü.Mert ile olan arkadaşlıkları takdire şayandı. Can ' ın eski aşkları , annesinin hayatı , babasının sorumsuzluğu , diğer aile fertleri ile olan tanışma anları hepsi çok ama çok güzel anlatılmış , aşırı akıcıydı . İklim'e  olan aşkı ve sonradan şaşırtan durum Spolier vermek istemem . Kitabı okurken hep yanıldım hep ters köşe oldum inanılmaz güzeldi . Kesinlikle #okuyunpostudur
1000Kitap
Pentimentoİlker Balkan · Kanon Kitap · 202351 okunma
9/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
AİLE ÇAY BAHÇESİ YEKTA KOPAN 142 SAYFA Müzeyyen. Annesinin kuzusu.Babaannesinin biriciği. Babasının...Sahi ben,babamın neyiydim?Bütün bu hikayenin içinde benim rolüm neydi,diye düşündüm hep. Sen, beni hiç sevmedin ki. Saatçi Nejat bey. Ev hanımı Meral hanım. Torunlarına kol kanat geren bir babaanne. Ailenin biriciği iken kardeşinin doğumuyla ikinci plana atıldığını hisseden Müzeyyen. Ailenin güzel, sevimli, akıllı kızı Çiğdem. Bir aile. Hepimiz gibi, herkes gibi ve bu ailede kopan fırtınalar. Müzeyyen altı yaşındayken kardeşi Çiğdem katılır hayatlarına. Ta o günlerden başlar sevilmediği duygusu Müzeyyen'de. Babası zaten hayatlarında hiç yoktur. Onlardan çaldığı zamanları başkalarına verir hoyratça, sınırsızca. Çiğdem'in doğumundan kısa bir süre sonra anneleri Meral hanımın vefatı, hayatlarını teğet geçen bir babanın yanına koca bir acı olarak çöker. Babaanneleri vardır artık onlar için hep. Bitirilen okullar, iş dünyasında ki koşturmacalar, kurulan dostluklar ama hep süregelen bir nefret vardır Müzeyyen'in hayatında. Babasından nefret eder, kardeşinden nefret eder, ikiyüzlü insanlardan nefret eder. Veee bir gün babasının son eşi Hayriye hanımın telefonu ile tüm bu nefretle yüzleşmek için düşer yola. Bir aile hikayesi ile tanıştım sevgili Yekta Kopan kalemi ile ve iyi ki de tanıştım. Anlatımı, karakterlerin ruh halleri, hikayenin can yakıcılığı aldı götürdü beni. Birbirine yabancılaşan iki kardeşin hem birbirleri hemde geçmişleri ile yüzleşmesinin öyküsü bu kitap ve kesinlikle tavsiyemdir. Okuyun, okutun lütfen. Kitapta geçen ve yeni öğrendiğim bir kelimeyi de eklemek istiyorum yorumun sonuna. "Pentimento". Bir resimde, ressamın kendisi tarafından yapılan değişikliklere verilen isimdir, denmiş nette yaptığım araştırmada. Ömrüm boyunca, ikinci el eşya satan bir
Aile Çay BahçesiYekta Kopan · Can yayınları · 20132,535 okunma
Reklam
Puan vermedi·414 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Merhaba arkadaşlar! Bugün size #pentimento adlı eserin incelemesi ile geldim. Can, hayatını annesinin gölgesinde geçirmiş, tekinsiz bir aynanın içinde sıkışıp kalmış bir genç adamdı. Kendi yansımasına baktığında gördüğü şey, tamamlanmamış bir portreydi—eksik, yarım ve belirsiz. Ta ki bir gün, tesadüfün ince işçiliğiyle İklim’i görene kadar. O an, dünyasının rengi değişti; gökyüzü, çoktan unutulmuş bir melodiye büründü ve zaman, artık yalnızca onun gözlerinin içindeki maviye akıyordu. Fakat aşkın sihri yetmezdi; kaderin elleri, fırçayı çok daha derinlere batırmaya hazırlanıyordu. İklim’in ortaya çıkışıyla eşzamanlı olarak, Can’ın yıllardır varlığını bile sorgulamadığı babası da geri dönmüştü. Ama bu adam, bir zamanlar terk edip giden kişi miydi gerçekten, yoksa sadece geçmişin yeniden yazılmış bir gölgesi mi? Pentimento bir resim tekniğiydi, evet. Ama aynı zamanda hayatın kendisiydi. Zamanın eskittiği anılar, pişmanlıkla silinip yerine yeni tablolar çiziliyordu. Ama tuvalin altındaki ilk izler, asla tam anlamıyla kaybolmazdı. Can, ailesine dair öğrendiği her yeni sırla birlikte, kendi varlığının katmanlarını da keşfediyordu. Annesinin yıllardır sakladığı günlükler, tozlu sayfalarıyla ona fısıldarken, geçmişin üzerini örttüğünü sandığı sırlar, rüyalarda beliriyor, gölgeler fısıldıyordu. Bir aşk hikâyesi gibi başlayıp, bir kimlik keşfine dönüşen bu roman, bize gösteriyor ki bazen en büyük hakikatler, en büyük yalanların içinden çıkar. Belki de hepimiz, üst üste çizilmiş portrelerden ibaretiz. Belki de geçmişin silinmiş olduğunu sandığımız fırça darbeleri, en beklenmedik anlarda belirip bizi en derin gerçekle yüzleştirir. Eğer aşk, kimlik ve geçmişin gölgeleri arasında dolaşan büyülü bir hikâyeye dalmak isterseniz, “Pentimento” tam da aradığınız kitap. Ama dikkat
Alıntı
Pentimentoİlker Balkan · Kanon Kitap · 202351 okunma
5/10
·160 syf.··
2024 136. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2024 00:00
İlginç bir öykü kitabı. Deneysel öyküler var eserde. Ben sadece 2 öyküyü beğendim. Aşk yaşama çok uçuk ve yitik bir yazar için pentimento. Her öykünün basında farklı dillerde alıntılar var ama çevirileri yok. Ortalama ama farklı bir öykü kitabı.
Aşk Yaşama Çok UçukAli Teoman · Yapı Kredi Yayınları · 202144 okunma
10/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
"Kendin olma cesareti göster, çünkü herkes seni olduğun gibi sevmese de, seni olduğun gibi olmaktan daha fazla sevecek kimse yoktur." Lillian Hellman, 20. yüzyılın önemli oyun yazarlarından biri olarak öne çıkar. Oyunları, toplumsal ve politik temaları cesurca işleyerek izleyicilere düşündürücü deneyimler sunar. Özellikle "The Children's Hour" ve "The Little Foxes" gibi eserleri, sınıfsal çatışma, ahlaki zorluklar ve insan doğasının karmaşıklığına odaklanarak derinlemesine bir portre çizer. Lillian Hellman'ın eserleri, sadece tiyatro dünyasında değil, aynı zamanda toplumsal eleştirisi ve derin karakter analizleri ile edebi çevrelerde de önemli bir iz bırakmıştır. Hellman'ın eserleri, güçlü bir yazın geleneğinin bir parçası olarak hatırlanır ve onun etkileyici mirası, tiyatro ve edebiyat dünyasında hala canlılığını sürdürmektedir... Lillian Hellman'ın yazılarının Amerikan kültürüne ve toplumuna dair derinlemesine bir bakış sunan etkili eserler olduğunu söylemek abartı olamaz..... Hellman'ın ayrıntıları yakalama yeteneği ve iki Amerikan kuşağının önde gelen figürlerinin ruhlarını başarıyla yansıtma yeteneğini öne çıkarması harika birşey... Tüm kitaplarını okurum dediğim yazarlardan biridir ve okuduğum bazı kitapları hakkında kısa bilgilendirmeler yapmak isterim :)) Lillian Hellman'ın önemli eserlerinden bazılarına kısa incelemeler: Çocuklar Saati: Toplumsal normların ve dedikoduların yıkıcı etkilerini işleyen bu oyun, 1934'te sahnelendiğinde büyük yankı uyandırdı. Çocuklarını kötü bir şekilde etkilediği iddia edilen iki kadın öğretmenin hikayesini anlatır. Küçük Tilki: Güç, para ve ahlaki çöküntü temasını işleyen bu oyun, güç hırsıyla motive olan zengin bir ailenin hikayesini anlatır. Hellman'ın mükemmel diyalogları ve karakter
Güneyli Bayan'ın Özel DefteriLillian Hellman · Remzi Kitabevi · 199416 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2024 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2024 21:42
Otuzların Kadını, Tomris Uyar’ ın annesinden söz ettiği bir öykü kitabıdır. Sekiz bölümden oluşur bu kitap, yazarın nadiren yaptığı bir yöntemle açılır. Tomris Uyar genel anlamda kendisini gerçek bir karakter olarak öykülerinin içine sokmazken giriş bölümü olan Pentimento’da annesinin portresine bakarak bu kitabı yazmaya başlama hikayesini ve hislerini konu alır. Pentimento, bu kitabın anahtar kavramıdır. Anlamı, bir tuvalin üzerindeki resmin, daha önce yapılanlara geçit vermek üzere açılması ve eski görüntülerin ortaya çıkmasıdır. Otuzların Kadını’nın, Tomris Uyar’ın kendi hayat hikâyesinden izler taşıyan ya da kesitler sunan otobiyografik bir yanı olduğuna şüphe yok.1992 senesinde yayımlanıyor eser. Bir yanda 1930’ları, 1930’ların kadınlarını, erkeklerini, ilişkilerini, bir yandan da 1980’ler ve 1990’ların ilk yıllarındaki Türkiye’yi ve o dönemi yaşayan bir kadın yazarın deneyimlerini anlatıyor aslında. Tomris Uyar, bu kitapta geçmişe bakarken sık sık içinde bulunduğu zamana da gidiyor. İlişkilerinden, annesinden, babasından ya da aklına takılan birçok konudan bahsediyor. İç içe geçmiş bir öykü kitabı alışılagelenden farklı bir yapı.Kadın,kadın problemlerini ele alması bakımından Adalet Ağaoglu,Füruzan gibi yazarlarla benzer buldum onu.Bir de ismini hatırlayamadığım bir öyküsündeki ikinci tekil şahıs anlatımı göze çarpar, bu anlatım şekli bizi kadının içsel hesaplaşmalarına ortak eder ayrıca bu anlatım tarzı bana Erdal Öz'ün Yaralısın adlı eserini anımsattı.Bulmaca gibi bir kitap esasında içerisindeki bir alıntıda da bunu dile getirmiş yazar "Bu bulmacayı çözmeyi sana bıraktım. Kitap, senin. İster katılımsal ögelerden yararlan, ister yüz binlerce öbür ögeden..." Tomris UyarTomris Uyar Otuzların KadınıOtuzların Kadını
Otuzların KadınıTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20191,528 okunma
Reklam
Reklam