1919 yılının 15 Mayıs’ında, güneşli bir perşembe günü, dünya üstünde gidecek hiçbir yeri, başvuracak hiç kimsesi, yapacak hiçbir işi olmamanın ölüme benzeyen yalnızlığını bir daha duydu.
Cemil, şişenin mantarını dişleriyle çekerken, yaşama denilen didinmeyi, umutları umutsuzlukları, güvenleri güvensizlikleri, övünmeleri utançlarıyla bir anda bitiren mini mini bir kurşunun akıl almaz gücüne, ömründe belki de ellinci defa gerçekten şaşıyordu.