Manastirdan İstanbul'a Harbiye de okumaya gejen Mehmet Hilmi İstanbul'a hayran olmustu. Özellikle Cuma günleri arkadaslariyla hafta tatili icin disari ciktiklarinda solugu Pera'da aliyorlardi.
İstanbul'un işgali sırasında İstanbul Pera Palasta rütbeleri Albay ve Binbaşı seviyesinde olan yabancı subaylardan bir kısmı Mustafa Kemal Paşa'yı masalarına davet ettiler.Mustafa Kemal Paşa bu davete nazikçe şu cevabı verdi:"Davetlerine teşekkür ederim.Ancak burası bizim vatanımız. Biz ev sahibiyiz Üstelik ben bir generalim.Konuklarımıza şöyle, lütfen benim masama buyursunlar
Otelin geniş merdivenlerinden inerken ben de bu binayı sevdiğimi hissettim. İstanbul'un simgelerinden biriydi
bu otel. Yüz küsur senedir hizmet veriyordu insanlara. Bir otelden çok daha fazlasıydı. Kültürel bir kurum. İşleuneye açıldığından beri birçok enteresan olaya sahne olmuştu. Hiç
cinayet işlenmiş midir bilmiyordum ama bu geceki vakayla
birlikte o gizemli aunosferine yepyeni bir muamma daha kanlmış oluyordu
Büyük oda ve küçük odaya, acemilik dönemlerini diğer üç saraydan birinde -Edirne'de, Pera veya Galata'da ve at Meydanı'nda bulunan İbrahim Paşa'ya ait sarayda- geçirip gereken olgunluğa erişmiş olan içoğlanları alınır.
Sonraki gün bu cemiyetten daha az zevk alıp Pera'ya geri döndüm. Burada, kirli dar yolların halk yığınları arasında altını üstüne getirmek için hemen limanın bu tarafında bulunan kenar mahalleler boyunca Pera, Galata, Tophane, Hasköy, Sen Dimitri/Tatavla gezintilerime başladım, bereket versin ki o vakitler yeni ölümlerin yaşanmadığı veba salgını bu gibi gezintilere çıkmamı henüz yasaklamamıştı. Tatavla içlerindeki böylesi bir gezintide bir evden had safhada tek sesli erkek çocuk korosunun seslerini işittim, onların kulakları tırmalayan çığlıkları sokakların şerbet, ciğer, simit ve helva satıcılarının; "Bich Hibi schekerli scherbet" (wie Eiskühler Zucker (24)), "Joha: gewreky" (frische-Bretzel (25)), "karadschigu" (Lebern (26)), "Iatlu ssu schatzas hibi" (Süßes Wasser so wie Zucker (27)) vesaire gibi en dikkat çekici haykırışlara kat kat üstün gelmişlerdi.
Bayağı, gösterişsiz eve gittim ve orada görünümleri ve hitabetleri bana gayet garip görünen fakat hocalarıyla beraber dolgun boğazlarından gelen haykırışlarına içeriye girişimle hiçbir şekilde kafaları karışmayan Suriyeli Hıristiyan çocukların Arap okuluna tesadüf ettim....
(24) Buz gibi şekerli şerbet.
(25) Taze gevrek.
(26) Kara ciğerci.
(27) Tatlı su, şeker gibi.
Sayfa 95 - Kronik Kitap, 1.Baskı, Eylül 2023·Kitabı okudu
Bu arada "Pera sosyetesi" de son modayı takip etmeye başlamış,Rum ve Türk kadınları bundan etkilenmişti. İşgal amirali Dumesnil'in eşi Vera Dumesnil bu durumu şöyle anlatır:
"Pera sosyetesinde gerçekten göz kamaştıran kadınlar var.Bunlardan biri de Madam Siniossoglon;adeta yeryüzüne inmiş bir tanrıça,can verilmiş bir heykel.Şehrin en zengin Rum ailelerinden birine mensup.Yeni çıkan incecik ipek çorapları ilk giyen o oldu. Çorapları o kadar inceydi ki, önceleri elçilikteki tüm kadınlar çorap giymiş olduğundan kuşku duyuyor,içgüdüsel olarak,bacaklarını,eteklerinin içine ya da oturdukları koltukların altına saklıyorlardı.İpek çorap adeta yeni bir çağ açmıştı.Eskiden bacakları örtmek için giyilirken şimdi açmak için giyiliyor."