Katil kim ya da Neden ???
Puan vermedi·256 syf.·
2026 10. kitabı
Agatha Christie'nin en önemli eserlerinden biri olan Doğu Ekspresinde Cinayet, 1933 yılında kaleme alınmış ve 1934 yılında yayımlanmıştır. Romanın İstanbul'daki Pera Palace Oteli'nde yazıldığı söylense de bu konuda net bilgiler bulunmamaktadır. Yazar, romanı yazarken Lindbergh olayından esinlenmiştir. Eser ayrıca yazarın ikinci eşi olan Max Mallowan'a ithaf edilmiştir. Romanda trende işlenen bir cinayet ve katilin bulunma süreci konu alınmaktadır. Ünlü dedektif Poirot, katilin bulunması sürecinde önemli bir rol oynar. Keskin zekâsıyla trendeki herkesi sorguya çekerken vicdanıyla da yüzleşmek zorunda kalır. Bu noktada önemli bir soru devreye giriyor: Vicdan mı, adalet mi? Neden para adaleti satın alacak kadar güçlüdür? Peki paranın gücü vicdanı satın almaya yeter mi? Adaleti para karşılığında satın alan insanlar bir gün Allah'ın huzurunda nasıl hesap verecekler? Hiç mi vicdan azabı yaşamıyorlar? Geceleri nasıl uyuyorlar? Kabus görmüyorlar mı? Hiç mi kaybetme, tükenme ya da bir gün bedel ödeme korkuları yok? Bunlar nasıl insanlar? Evet, yine bir Kumrike ve kafasında deli sorular... Tüm insanlar masum doğar. Onları kötülüğe iten şey aileleri, çevreleri ve içinde bulundukları şartlardır. Buna inanıyorum. Ama yine de bir çocuk katiline karşı merhametli olamıyorum ve katilin ödediği para karşılığında özgür bırakılmasını aklım da vicdanım da kabul etmiyor. Bundan yaklaşık otuz yıl önce üvey kızına yaptığı kötülüklerle tanınan bir kadın vardı bizim köyde. Ben o küçük kızın acısını hâlâ hissediyorum ve o üvey anneye bugün bile selam vermiyorum. İçimden gelmiyor. Çocuklar masumdur. Kitabı okurken katilin peşine düşmek yerine sürekli "neden?" diye sordum. Çünkü karakterlerin hepsi kendi dünyalarında yaşıyor gibiydi. İnsanların davranışlarının altında yatan nedenleri
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936bin okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Kerem Kaş / Kayıp Cesetler Şüphe ve merak duygusunun okuru esir aldığı olaylar zincirinde sonuca ulaşmak için elinizden bırakmadan okuyacağınız bir kitap KayıpCesetler İki kimliği olduğu bilinen, fotoğrafına ve kim olduğuna ulaşılamayan ve kırmızı bültenle aranan Pera çetesinin meşhur patronu Akrep. Herkes onun peşindeydi. İsmi gazetelerden düşmüyor ama kimse tarafından da tanınmıyordu. Ta ki ordudan emekli Sermet beyin bir kahvehane masasında kendisi gibi emekli olan arkadaşı Rıfkı beye “Akrep benim yakın bir akrabam” diye fısıldayana kadar. İki emekli arkadaş, farklı duygular ve farklı beklentilerle Türkiye’nin yıllardır peşinde koştuğu Akrep’e bir tuzak kurarlar. Biri gönüllüydü bu işe diğeri ise sürüklendi bilinmezliğe. Düşünülmeyenlerse,“zamansız her ölümün ardında derin sorular bıraktığı” ve polisliği bırakmasına rağmen kişisel bir sebebten dolayı senelerdir Akrep’i arayan Tolga Ateş’in bu davayı soruşturmasıydı. Zamansız ölümler, kaybolan cesetler, yönlendirmeler ve şaşırtmalar arasında suçluyu bulmaya çalışmak heyecanınızı artırırken, şüphelilerin sayısı arttıkça sayfaları çevirme hızınız da katlanıyor. Bir yerden sonra olayın nasıl sonuçlanacağını tahmin etsem de asıl nedenini anlamam finale kadar sürdü. Tolga Ateş ile tanışmak ilginç bir deneyimdi ama ben en çok Akrep’in gizemine kapıldım. Okurken sürekli onu çözmeye odaklandım ve sanırım bu yüzden yazarın ters köşesine de güzel yakalandım. Hem hızlı ilerleyen hem de merak duygusunu sürekli canlı tutan kitapları seviyorsanız kaçırmayın derim. Yazarın kalemini ve sıra dışı karakterimiz Tolga Ateş’i severek okudum. Diğer maceralarını da okumak için sabırsızlanıyorum. Keyifli okumalar…
Kayıp CesetlerKerem Kaş · Herdem Kitap · 202123 okunma
Reklam
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 16:32
𝙋𝙚𝙧𝙖 𝙋𝙖𝙡𝙖𝙨’𝙩𝙖 𝙂ö𝙡𝙜𝙚 𝙊𝙮𝙪𝙣𝙪 𝙋𝙪𝙖𝙣: 9.1/10 𝙏𝙪𝙧: Polisiye • Gizem • Tarihi Kurgu • Gerilim 𝙆𝙞𝙩𝙖𝙥 𝙄𝙣𝙘𝙚𝙡𝙚𝙢𝙚𝙨𝙞 İstanbul’un sisli atmosferi, geçmişin sırları ve Pera Palas’ın büyüleyici koridorları arasında geçen bu hikâye; polisiye, tarih ve gizemi bir araya getiriyor. Kitap boyunca geçmiş ile bugün arasında gidip gelirken her bölümde yeni bir sır açığa çıkıyor ve merak duygusu sürekli canlı kalıyor. Özellikle mekân tasvirleri o kadar güçlü ki kendinizi gerçekten Pera Palas’ın loş koridorlarında yürüyormuş gibi hissediyorsunuz. 𝙆𝙤𝙣𝙪𝙨𝙪 Bir cinayet ve geçmişten gelen karanlık sırlar etrafında şekillenen hikâye, okuyucuyu İstanbul’un tarihi atmosferinde sürükleyici bir araştırmanın içine çekiyor. Karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmesi ve olayların katman katman açılması kitabın temposunu güçlendiriyor. 𝙔𝙤𝙧𝙪𝙢𝙪𝙢 Akıcı dili ve sürekli diri kalan gizem atmosferi sayesinde kitabı bir günde bitirdim. Olaylar hiç düşmeyen bir tempoyla ilerliyor ve her bölüm yeni bir merak unsuru bırakıyor. Pera Palas’ın büyüleyici atmosferiyle birleşince ortaya hem sürükleyici hem de cinematic hissi veren bir hikâye çıkmış. Özellikle gizem ve tarihi kurgu sevenlerin keyifle okuyacağını düşünüyorum. . . . . . . . . . . . . . . .
Pera Palas'ta Gölge OyunuKayahan Demir · Genç Timaş Yayınları · 202587 okunma
Puan vermedi·481 syf.··
2026 10. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 15:15
Türk edebiyatının en duygusal yazarlarından biri olan Zülfü Livaneli tarihin acımasızın sayfalarında başrolünde yine insan olan farklı bir aşk hikayesi ile okurlarını cezbediyor. İstanbul üniversitesinde görev yapan maya üniversiteye davet edilen misafirlere ile ilgileniyordur. Bir gün rektör maya’yı odasına çağırır ve Maximilian Wagner ismindeki Alman isimli fakat Amerikalı olan Profesör Doktor’u karşılaması ve ilgilenmesini ister bunun üzerine hava alanında karşılar profesörü ve konaklaması için 1939-42 yılları arasında İstanbul’da yaşamıştır ve o zaman da kaldığı Pera Palas Hotel’ine götürür. Profesör mayadan Türkiye’den ayrılmadan önce şileye gitmek istediğini söyler bunun üzerine sabahın erken saatlerinde üniversitenin görevlendirdiği araç ile şileye giderler profesör beni bekleyin diyip Sahile gider ve keman çalmaya başlar belli zaman sonra yanına giden maya profesörün donmak üzere olduğu anlar ve onu kurtarmak için elinden geleni yapar o sırada profesör sayıklamaya başlar sutra, sutma,struma diye maya profesör kendine geldiğinde sorar struma nedir diye Profesör ise büyük sakladığı sırrını mayaya anlatır. katolik bir aileden geldiğini fakat yahudi birine aşık olup ve onunla evlendiğini . Karısı evlendikten sonra adını değiştir ve başka bir şehirde yaşamaya başlarlar. Bu sırada Hitler yahudileri öldürmeye başlar ve bunun üzerine ikili kaçacak yer arar. Arkadaşları vasıtası ile Türkiye’nin türlü mesleklere profesör kabul ettiğini öğrenir. Yola koyulduklarında Alman polisi onları yakalar ve karısı kaçırırlar. Profesör İstanbul’a yalnız gelir ve karısını kurtarabilmek için her türlü yola başvurur. Sonunda muradına erer ve karısı Filistin’e giden bir gemiye binerek İstanbul’un yolunu tutar. Fakat gemi Şile yakınlarında durdururlur ve kimsenin gemiyi terk etmesine
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
10/10
·152 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 23:32
Agatha'nın Anahtarı, Ahmet Ümit’in polisiye türündeki kısa öykülerden oluşan eserlerinden biridir. Kitap, adını taşıyan ilk öyküde Agatha Christie’nin İstanbul’daki gizemli günlerine göndermede bulunurken, devamında farklı suç hikâyeleriyle okuyucuyu karanlık bir dünyanın içine çeker. Başkomser Nevzat karakterinin de yer aldığı eser, klasik polisiye atmosferini modern İstanbul’un sokaklarıyla birleştirir. Kitabın en güçlü yanı, Ahmet Ümit’in akıcı dili ve gerilim duygusunu sürekli canlı tutabilmesidir. Hikâyeler kısa olmasına rağmen merak unsuru oldukça başarılı kullanılmıştır. Özellikle insan psikolojisini, suçun arkasındaki duyguları ve vicdan çatışmalarını anlatırken yazarın güçlü gözlem yeteneği dikkat çeker. Cinayetlerin yalnızca bir “olay” değil, aynı zamanda insan ruhunun karanlık yönlerinin sonucu olarak ele alınması kitabı sıradan polisiyelerden ayırır. Eserde İstanbul’un atmosferi de önemli bir yer tutar. Pera Palas, eski sokaklar ve şehrin gizemli havası hikâyelere derinlik kazandırır. Özellikle Agatha Christie bağlantılı ilk öykü, polisiye edebiyatına ilgi duyan okurlar için oldukça etkileyicidir. Yazarın tarih ve kurgu arasında kurduğu bağ, okuyucunun ilgisini canlı tutar. Bununla birlikte bazı öyküler kısa tutulduğu için karakterlerin derinliği zaman zaman sınırlı kalabilir. Bazı okurlar hikâyelerin sonlarını fazla hızlı ya da eksik bulabilmektedir. Ancak bu durum kitabın genel sürükleyiciliğini büyük ölçüde azaltmaz. Polisiye türüne yeni başlayanlar için akıcı ve kolay okunabilir bir eser olması önemli bir avantajdır. Genel olarak değerlendirildiğinde “Agatha’nın Anahtarı”, gizem, suç ve insan psikolojisini harmanlayan başarılı bir polisiye öykü kitabıdır. Ahmet Ümit’in sade ama etkileyici anlatımı sayesinde kitap, okuyucuyu sürekli şüphe içinde
Agatha’nın AnahtarıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201914bin okunma
Puan vermedi
Bir cinayet kitabı okuyacağımızı zannederken , geçmişin izlerine şahit oluyoruz . Kitabın sonunda hem şaşırıyor hem de ters köşe oluyoruz. Çok severek ve beğenerek okuduğumuz bu kitap aynı zamandan Pera Palas Oteli’nin büyülü ortamında geçiyor . Mizzi Markiz ‘den alınan intikam bir nebze de olsa bizleri rahatlıyor . Hafiye Demirbey’i bile kurgusu şaşkınlığa uğratıyor kitabın .
Tarçınlı Düşler ÇikolatacısıKayahan Demir · Genç Timaş Yayınları · 2025131 okunma
Reklam
Reklam