Hayallere daldığım çok olmuştur; ancak içimden hiç böyle şeyler istememişimdir. İnsan ormanlardan ve kırlardan çabuk bıkar. Kuşların uçuşmalarına hiç öykünmedim. Bir kitaptan diğerine, bir sayfadan başka bir sayfaya atlayışım bana daha çok zevk verir. Kış geceleri daha bir güzel olur; iliklerinize kadar ısınırsınız. Hele de bir kitabın sayfalarını açtınız mı, sanki cennet gökten başınıza inmiş gibi olur.
Beni boş inançlı insanlardan ayıran şey şudur: Gerçekleşmesinde benim psikolojik yaşantımın katkısı olmayan bir olayın gelecekte alacağı şekille ilgili gizli kalmış bir şeyi bana öğretebileceğine inanmıyorum. Fakat kendi psikolojik etkinliğimin kasıtlı olmayan bir dışavurumunun, yalnızca benim psikolojik yaşamıma ilişkin gizli kalmış bir şeyi açığa çıkarabileceğine inanıyorum. Dış rastlantıya (gerçek) inanıyorum, fakat içsel rastlantıya (psikolojik) inanmıyorum. Bu, boş inançlı olmanın tam tersi. Boş inançlılar, rastlantı sonucu gerçekleşen davranışların ve parapraksilerin itici güçleri hakkında hiçbir şey bilmezler; psikolojik rastlantısal olaylara inanırlar. Bir yandan da dış rastlantısal olaylara da gerçek olaylardaki anlamları yüklerler. Ve rastlantısal olayları, dış dünyada kendisinden saklı tutulan bir şeyin dışavurum aracı olarak görme eğilimine sahiptirler. Sonuç olarak, benimle boş inançlı kişi arasında iki fark vardır: İlki, benim kendi içimde aradığım etkiyi o dışa yansıtır; ikincisi, benim bir düşüncede aradığım bir rastlantıyı o bir olayda arar. Onun saklı tutuluyor dediği şeyleri ben bilinçaltı olarak görürüm. İkimizin ortak noktasıysa bunu yalnızca bir rastlantı olarak görüp esgeçmek değil, onları yorumlamaktır.
Normal bir insan, rastlantısal davranışların bir itici güce ihtiyaç duymadığını ve kendi psikolojik davranışlarıyla parapraksilerini içine kattığı bir kategorinin varlığını kabul ederken; paranoyak bir kişi rastlantısal olanlar haricindeki tüm psikolojik davranışları reddeder. Başkalarında gözlemlediği her şey önemli ve yorumlanmaya açıktır. Peki bu duruma nasıl gelmiştir paranoyak kişi? Burada, birçok benzer olayda olduğu gibi, kendi yaşamındaki bilinçdışı durumda olan her şeyi bir başkasının yaşamına yansıtıyor olabilir. Bir paranoyağın bilincinde biriken birçok şey, normal ile nevrotik insanların bilinçdışında yer etmiştir ve psikanaliz yardımıyla ortaya çıkarılabilir! Bu noktada paranoyak kişi bir ölçüde haklıdır; normal birinin gözünden kaçanları fark ediyordur. Görüşü, normal düşünen bir insanınkine göre daha keskin ve delicidir. Fakat bu gözlemleri giderek saçma bir hal alır, çünkü başkalarına mal ettiği şeylerin kaynağı kendisidir aslında.
Kirli düşünceler içinde olan insanların sıklıkla uyguladığı, sözcüklerin ve cümlelerin çarpıtılmasının, bozulmaya uğratılmasının tek bir sebebi vardır; bu kişilerin istediği tek şey, konuşulması yasak olan konulara değinmek için masum fırsatlardan yararlanmaktır.