İşte ben hep böyle bildiğin gibi:
Kaderi öpüp başıma koymuşum,
Gülüşüm, oturuşum, konuşuşum,
Belli efendim, besbelli
Yaşamaktan soğumuşum.
Yaz yağmurları misali yıllarca
Yağmış durmuşum kendi içime.
Zaten dünya öyle dünya ki kim kime
Herkes kendi derdine anca,
Herkesin yüreği lime lime...
Ben senin hayata karşı işlenmiş bütün suçlarındaki
Kasa süsünüm barudi, ifademe el ver;
Teslimiyetimin ceremesi yok, kesik
bileklerim gül kokuyor.
Son şehrimin ikazlarına uymuyor darmadağınık hatıralarım
Gecenin terbiyesi yok; al beni barudi, cehaletime geri ver!
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.
Senin gönlün daima meshûr ve müsahhardır,
Mâzursun.
Gamın ne olduğunu asla bilmedin,
Mâzursun.
Ben sensiz bin gece kan yuttum,
Sen bir gece sensiz kalmadın,
Mâzursun!
Yüzü olmayan bir palyaço, elleriyle olmayan yüzünü örtüyor ve ağlıyor. İçerden ağlıyor ve ölüyor.
Zaman yüzünü eskitemez çünkü yüzü yok!
Yok yüzlü palyaçonun giysisi olması gerektiği gibi oysa, kabarık yakalar ve renk renk kareli tulumu.