Bülent

Bülent
@periyodiknesriyat
Öğretmen
Lisans
93 okur puanı
Temmuz 2014 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Şaşırt(may)an Son
4/10
·160 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:23
Kitabın 100. sayfası civarı ortaya çıkan "şaşırtıcı" gerçek yüzünden canım çok sıkıldı. Gerisini okumak için hevesim kalmadı. Hele son 30 sayfada olanlar her şeyi daha kötü hale getirdi. Hiçbir açıklama yaratıcı ve mantıklı değilken son 30 sayfadaki çözümler hiç tatmin edici değildi. Tüm bunların yanında o kadar didaktik bir hikaye ki insan okudukça sıkılıyor, bunalıyor. Duygu dolu olması beklenen yerler duygusuz, komik olması gereken yerler gülünç.
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202610 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çok kötü
2/10
·256 syf.··
2026 3. kitabı
Hiç sevmedim, zerre tavsiye etmiyorum. Ottoman mahlasını kullanan bir yazarın(?) ilk ve tek kitabı Çay Kaşığı. Aylar önce, yeni Türk yazarlar keşfetme heyecanıma yenik düşerek aldığım kitabı bir kaç gün evvel bitirdim. Ve ben bu kitabı hiç sevmedim. Neden ona dair bir yorum yazdığıma gelirsek: Bir kitabı neden sevmediğimi belirtmek zihin açıcı ve gerekli bir eylemdir benim için. Kitap Stephan Brooks adında bir felsefe profesörünün bir sabah daha önce görmediği bir yerde uyanmasıyla başlıyor. Staphan kendisine ait olup olmadığını pek hatırlayamadığı bu evde uyandığında evi darmadağınık buluyor, duvarda tırnak izleri, zihninde bir kadın çığlığı var. Stephan evinin neden dağınık olduğunu, kapısının neden kırık olduğunu hatırlamıyor. Hatta o günün pazar olduğunu bile hatırlamıyor ve üniversiteye ders vermeye gidiyor. Gün ilerledikçe işler daha da karışıyor ve iki farklı mafya daha önce borç olarak verdikleri birer milyon doları Stephan'dan geri istiyor; bir hafta içinde bu parayı ödemezse onu öldüreceklerini söylüyorlar. Stephan bir yandan kim olduklarını bilmediği kadınlarla karşılaşıyor, bir yandan annesinin hastalığı ile uğraşıyor. Her şey belirsiz, sanki bir sanrının ürünü; olaylar gerçekle hayal arasında bir yerde gerçekleşiyor. Stephan kafasının içinde biriyle konuşuyor. Babasına dair kötü anıları depreşiyor. Bir çocuğu olduğunu öğreniyor. Eşini bulmaya çalışıyor vs. Tabi Stephan'ın aklını en çok meşgul eden şeyse "çay kaşığı". Olur olmaz yerde "Acaba burada çay kaşığı var mı?" diye düşünüyor; her şeyi, herkesi çay kaşığına benzetiyor. Buraya kadar çok ilginç bir kitap gibi görünüyor ama öyle değil. Anlatıcı her ne kadar Amerikalı olsa da Türk kültürüne dair olgularla konuşuyor, bu sinir bozucu, hem de çok. Romanın baş kişisini bir türlü kabullenemedim bu
Çay KaşığıOttoman · Hayal Yayınları · 201226 okunma
Philip K. Dick’ten Karanlık Bir Ağıt: Karanlığı Taramak
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 00:00
Philip K. Dick kitaplarından bahsettiğinizde yazarı anmamak mümkün değil. Çünkü PKD neredeyse her kitabına, bilinçli ya da bilinçsiz, otobiyografik öğeler serpiştiriyor. Uyuşturucu ile mücadelesi, sanrıları, kayıpları, rahatsızlıkları, umudu, hayalleri ile kitaplarına fazlaca nüfuz etmiş bir yazar. Yazar, belki de kendini en çok açtığı kitabı Karanlığı Taramak’tan (A Scanner Darkly) şöyle bahsediyor: kayiprihtim.com/inceleme/karanl...
Bilim-Kurgu
Karanlığı TaramakPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 2025160 okunma
Çizerin İsmi Neden Yok?
1/10
·48 syf.··
2025 17. kitabı
Kapakta çizerin ismi yok fark ettiyseniz. Kitabın en arka sayfasında küçücük harflerle yazmışlar. Neden? Çünkü bu resimler shutterstock.com üzerinden çizer Andere Andrea Petrlik paylaştığı resimler. Yani bu kitaba özel olarak çizilmemiş. Yazarımız çizimleri almış üzerine hikaye uydurmuş. Çizimleri ya ucuza getirdiler ya hiç para vermediler. Yazık. Üç kuruş için böyle bir sahtekarlığa gerek var mıydı? Çizerin sayfası shutterstock.com/tr/g/andere
Çok Hayal Kuran ÇocukŞermin Yaşar · Elma - Akademi Artı · 2015462 okunma
Sulu Melankoli Soslu Kof Acılar
3/10
·176 syf.··
2025 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 00:00
Ayfer Tunç'un Aşıklar Delidir romanı için şunları yazmıştım: "... yapay ağızlarla, hayata dair büyük sözlerle konuşuyor roman kişileri. Kitschliğe varan benzetme ve eğretilemelerle dolu kitap. Sürekli komik bir melankolinin içindeyiz. ... kitapta o kadar çok "yapma" acı var ki insan rahatsız oluyor ... Merak unsuru yaratmak artık niteliksiz eserlerde bile kolayca ulaşılabilen bir amaçken bu romanı bitirdiğimde elimde kahırdan başka ne kaldı bilmiyorum." Yazının tamamı için: https://1000kitap.com/gonderi/238385618?oku=1 "Yaşamaklar"ın fazlası var eksiği yok. Kitabın ilk sayfasında bizi saçma sapan konuşan bir roman kişisi karşılıyor: Kenan. Kenan Korece öğrenme sevdasından, klarnet çalma isteğinden, rüyalarından falan bahsediyor. Korece klarnet çalabilme isteğini, rüyalarını Korece görme arzusunu da ekliyor. Okur olarak neyse diyoruz, belki ilerde bu ilgiler hikayede önemli rol oynayacaktır, sabredelim. Sonra Kenan bir kafede klarnetini çıkarıp tam bir salak gibi alıştırma yapmaya başlıyor. Yani kafenin orta yerinde neredeyse hiç klarnet çalamayan bir adam insanları rahatsız ediyor. Öyle olunca kafe sahibi bir garsondan onu uyarmasını istiyor. Garsonumuz Füsun, Kenan'ı uyarıyor ama içine de dert oluyor, mesai bitiminde Kenan'ın masasına oturup özür diliyor, sonra tanışıyorlar, sevgili oluyorlar falan filan. Ve ne Korece ne klarnet hikayenin kalanında önemli bir rol oynuyor. Kenan ve Füsun'un aşkları öyle havada ki ayrılıkları zerre etkilemiyor bizi. Çünkü onların aşklarını okumadık. Kenan "Füsun çok güzel, Füsun harika, onu çok seviyom"dan başka bir şey demediği için ilişki sahici bir hal alamıyor. Yazarımız Caner Bey, roman kişilerinin kişiliklerini ve aralarındaki ilişkileri göstermekten çok anlatıyor. Offf dedirtecek kadar çok anlatıyor. Caner Bey hiç susmuyor, o
YaşamaklarCaner Almaz · Everest Yayınları · 2021209 okunma