“...evin gölgesinde dikilirken evle arasına biraz mesafe koymaya ihtiyacı olduğunu düşündü. Ev o kadar amansızdı ki ; o kadar hasmane ve soğuktu ki ona göz kapaksız, canlı gözler gibi gelen pencerelerin önünde dolanmayı istemiyordu hiç.”
“Evde bir radyo olmasını nasıl da isterdi şimdi. Müziğe, muhabbete ihtiyacı vardı.Arkadaşlarıyla katıldığı partileri, elinde kokteyliyle piyanoya yaslandığını hayal etti. Bir de üniversitedeki derslerini ve şehirdeki kafelerde yaptıkları o ateşli tartışmaları. Şimdi elinde olansa sessiz bir ev ve kaygıdan allak bullak olmuş yüreğiydi.”
“Hasta olmak gerçekten hayli yorucu ve birileri gelip de hiçbir şey yapmamanız gerektiğini söyleyince daha da beter oluyor. Çok tuhaf, değil mi? Gerçekten...yani...yoruldum. Yorgunum!”