Xero Perneto

Xero Perneto
@perneto
Evrende bir nokta
Ben- Ne dediniz! Örneğin vatanını savunmak da mı? O- Laf! Vatan diye bir şey yok: bir kutuptan ötekine kadar tiranlarla, kölelerden başka bir şey görmüyorum.
Sayfa 35 - İş Bankası
Felsefe
Reklam
O- İnsan yoksulluğa düşmeye görsün! Vicdanla namusun sesi, aç mideden gelen feryatlar yanında pek zayıf kalır. Hele bir kez zengin olayım da görün, bu günlerin acısını her çareye başvurarak, şölenler düzenleyerek, kumar oynayarak, şarap içerek, kadınlarla düşüp kalkarak çıkaracağım. Ben- Korkarım, hiç zengin olamayacaksınız. O- Bana da öyle geliyor. Ben- Hadi, diyelim ki oldunuz, neler yapardınız. O- Refaha kavuşan bütün yoksulların yaptıkları gibi yaparım. Görülmemiş bir edepsiz olurum. Bana eziyet etmiş olanları bir bir anımsayarak, ettikleri hakaretlerin adamakıllı öcünü alırım. Buyurmak hoşuma gider, buyururum; övülmekten keyif duyarım, beni överler. Bütün Vilmorien’in dalkavukları buyruğuma girmeye can atar. Onlara, vaktiyle bana söylendiği gibi: “Hadi bakayım keratalar, eğlendirin beni.” derim, eğlendirirler: “Namuslu adamları kepaze edin!” Eğer hâlâ böyle biri varsa onu da tefe korlar. Sonra kızlar elde ederiz; sarhoş olduğumuz zaman senli benli konuşuruz. Kafaları çekeriz; hikâyeler uydururuz, yemediğimiz herze kalmaz. Keyfimize diyecek bulunmaz. Voltaire’in dâhi olmadığını, Buffon’un hep yüksekten attığını, Montesquieu’nün sadece bir ukala olduğunu kanıtlar, d’Alembert’i de hesaplarıyla baş başa bırakırız. Sonunda bizi çekemedikleri için hor gören, kibirlerini alçakgönüllülük perdesine bürüyüp yoksulluklarını tokgözlülük gibi göstermeye yeltenen sizin gibi Caton49 bozmalarını da yerden yere vururuz. Müziğe gelince: Hey! ne âlemler yapacağımızı o zaman görmelisiniz. Ben- Doğrusu zenginliğinizi, ne yüksek işler için kullanacağınızı düşündükçe, yoksul oluşunuza acıyorum, insanlığa layık bir ömür sürecek, yurttaşlarınıza yararlı olacak, kendinize onur kazandıracaktınız. O- Benimle alay ediyorsunuz galiba bay filozof; kiminle aşık attığınızın farkında değilsiniz.
Sayfa 197 - Engin y. Epub
Felsefe
Ders veriyordum, hem de iyi veriyordum. İşte genel kural. Buna karşılık günün bütün saatlerinde ders verebileceğime inandırmam da bunun idiotisme’i. Ben- Dersi iyi veriyor muydunuz bari? O- Evet; oldukça. Sevgili amcamın ana basosu bu işi çok sadeleştirmiş bulunuyor. Eskiden öğrencimden para da çalardım; doğru söylüyorum. Öğrencimin parasını çalardım. Şimdi, hiç olmazsa ötekiler kadar emeğimle kazanıyorum.. Ben- Parayı çalarken vicdan azabı duymaz mıydınız? O- Oh, hayır! Hiç duymazdım! Hırsız hırsızı soyarsa buna şeytan bile güler, derler. Öğrencilerimin babaları zenginlik içinde yüzüyorlardı. Bu zenginliği nasıl elde etmişlerdi Allah bilir. Bunlar saray adamları, maliyeciler, bankerler, büyük tüccarlar, iş adamlarıydı. Bana ve daha benim gibi kullandıkları bir sürü adama haklarını ödemelerine yardım ediyordum. Doğada bütün türler birbirini kemirir. Toplumda da sınıflar birbirinin hakkından gelmektedir. Yasayı hiç işe karıştırmadan birbirimize karşı adaleti yerine getiriyoruz. Eskiden La Deschamps, bugün de Guimard adlı kadınlar sarraftan prensin öcünü almaktadır. Deschamps’dan da sarrafın öcünü alanlar tuhafiyeci, kuyumcu, döşemeci, çamaşırcı, dolandırıcı, hizmetçi, aşçı ve saraç oluyor ve bütün bunların ortasında kimseye zarar vermeden zarara uğrayan kimse olsa olsa ya enayi ya aylaktır. Böyle birinin de zarara uğraması pek yerinde bir şey olur. İşte görüyorsunuz ya, bu kadar gürültüyle el çabukluğu damgası vurulan bu genel vicdan aykırılıkları, ya da ahlak idiotisme’leri pek o kadar önemli değil. Asıl önemli olan insanın bir bakışta çıkarının nerede olduğunu kestirebilmesidir.
Sayfa 192 - Engin y. epub
Felsefe
O.-...İyi bir ün zenginlikten daha değerlidir derler. Bununla beraber iyi ün kazanmış olanların zenginliği olmadığı halde, bugün zengin olanların iyi bir ünden yoksun olmadıklarını görüyorum. İnsan, elinden geldiğince hem iyi bir üne hem de zenginliğe sahip olmalı. İşte ben sizin çirkin hareketler, iğrenç dalavereler diye adlandırdığınız hareketlerle bu amaca varmak istiyordum.
Sayfa 191 - Engin yay. Epub
Felsefe
O.-...Bundan başka her dildeki kuraldışı şeylere siz bilginler şey dersiniz, söyleyin,.. Ben- İdiotisme’ler.(Deyimler) O- Ta kendisi. Bütün yaşam koşullarının genel vicdana göre birtakım kural dışılıkları vardır ki ben bunlara meslek idiotisme’leri demekten pek hoşlanırım. Ben- Anlıyorum. Fontenelle iyi konuşur, iyi yazardı ama üslübu Fransızca idiotisme’leriyle doluydu. O- Kral, bakan, banker, yargıç, komutan, edebiyatçı, avukat, savcı, tüccar, zanaatkâr, şarkı öğretmeni, dans öğretmeni, çok namuslu kimseler oldukları halde birçok davranışları genel vicdana aykırı olduğu gibi, bir sürü ahlak idiotisme’leriyle de doludur. Kurumlar ne kadar eski ise idotisme’ler de o kadar çoktur. Yaşam güçleştikçe idiotisme’ler artar. İnsanın değeri ne ise, mesleğinin değeri de odur. Bunun için insan, gücü yettiğince mesleğine değer kazandırabilir.
Sayfa 189 - Engin yayıncılık epub
Felsefe
Reklam