"Mazideki elemli,kederli dakikaların hatıraları çok çabuk unutulduğu halde neşeli anlarınki bunun aksidir." Mademki böyle, sende beynini kemiren demir parmaklıkları,dişlerinle yiyebilecek kadar yumuşatan şu ıstırapları,kederleri,dertleri içinden,kafandan defet!..
Bu noktada insan artık yarışta değil jüride olmalıydı, altın değil sarraf kimliğine bürünmeliydi, değerlendirilen değil değerlendiren konumuna geçmeliydi. Olgunlaşma bu demekti.
İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın "Nasıl görünüyorum?" sorusundan,"Nasıl görüyorum?" aşamasına geçmesiydi.