Anlaşmak isteyen insanlar kendilerini diğerlerine "açarlar". Kendilerinde bulunan şeyi karşılarındakinde bulmak üzere anlaşmaya girişirler. Eğer insanlar arasında anlaşmazlık varsa iki taraftan birinin kendini kapalı tutması yüzündendir bu. Şahsî tecrübesini bir diğerine açmayan kişi karşısındakini "başka" sayıyor ve nihayet onu düşman sayıyor demektir.
Müslümanlar bilginin insanın zihnî mekanizmasının bir türevi olmadığını bilmekle Hegel'in perdesini yırtarlar. Bilgi, Yaradan'ın insana ulaştırdığıdır. Bunun ötesi zann'dan ibarettir. Dolayısıyla gerçek ve akıl arasındaki ilişki, gerçeğin algılanış alanında değil, daha ötede gerçeğin kavranış alanında kurulur.
(Hegel'in perdesi: "Gerçek olan aklîdir ve aklî olan gerçektir.")
Zihnimde hep dönüp dolaşan ama kelimelere dökmekte zorlandığım bazı düşünceleri kelimelere dökebilmesi bakımından şiir gibi bir Hermann Hesse romanı.
Narziss ve Goldmund gerçekten iki farklı kişi mi? Yoksa bir tek kişinin iki farklı uçtaki yolculuğunun varacağı noktayı, hayat boyu süren anlam arayışının ve içsel çatışmanın iki farklı tarafını mı temsil ediyor?
Hesse'nin Carl Gustav Jung'dan epey etkilendiğini düşününce Narziss ve Goldmund psikanalitik kuramdaki persona ve gölge benliği sembolize ediyor diye düşünüyorum.
Kitabın sonunda gölgenin personaya söylediği cümle kimin içinde "alev alev" yanmaz ki?