O olay olduğu anda Baumgartner’ın kolları ve bacakları koptu, bu saldırıdan kafasının ve yüreğinin nasibini almamasının tek nedeni de kıs kıs gülen o sapık tanrıların Baumgartner’a karısı olmadan yaşımı sürdürme gibi kuşkulu bir hak bahşetmiş olmasıydı. O artık dalları kopmuş bir kök kalıntısı, kendisini bütünleyen yarısını yitirmiş yarım bir insan ve kopan kollarıyla bacakları hâlâ yerinde duruyor, hâlâ acı veriyor, kimi zaman gövdesi tutuşup kendisini oracıkta yakıp bitirecek bir duyguyla acıyor canı.
İlk altı ay öylesine yoğun bir şaşkınlık içindeydi, kafası öylesine karışıktı ki, bazı sabahlar uyandığında Anna’nın öldüğünü unutuyordu.