Birinci bölümde köyden İstanbul'a çalışmak üzere giden Murat tütün fabrikasında çalışıp üç aşağı beş yukarı hayatını idame ettirmektedir. Aynı fabrikadan Münevver'e ilgi duyan Murat, yakışıklılığıyla diğer işçi kızları da kendine hayran bırakmıştır. Fabrikadan dostu Piç Hayri ile arada sırada Hacı Petro'nun meyhanesinde demlenirlerken günlerden bir gün Hayri'yi kendi kaldığı pansiyonda içmeye davet edip ev sahibesi Sofya ve annesiyle tanıştırır. Bu eğlence bitiminde Hayri, pansiyondan ayrılırken takip edildiğini sezinleyip durumu Murat'a söylediğinde, Murat kendisinin de takip edildiğinden şüphelendiğini belirtir.
Olaylar geçtikçe takibi yapanların Murat'ın aynı fabrikadan eski oynaşı Halet'in arkadaşı Şoför Aziz ve Katip İrfan olduğu açığa çıkar. Muratla görüşen Halet, Aziz için izzet-i nefis meselesi olmuştur ve Murat'ın bir gün önünü kestiğinde onunla kozunu paylaşmak ister. Bıçak çekmesine rağmen yüreği Selanik olan Aziz, kavgada çok yumruk yer ancak karakolluk olan Murat, bu kavganın kendisine diş bileyen işçi kızlarca açığa çıkıp fabrikadan kovulması sonrası ne zamandır aklına köyüne dönmek ihtimali geldiğinden herşeyi bırakıp köye, babaevine döner.
Kitabın ikinci bölümünde şehirden sonra köyde hafakanlar basan Murat, kendisine eş olarak babalarının - Murat İstanbul'da iken - seçtikleri Esma ile karşılaşmak için atı Ceylanla her gün gezmektedir. Esma'yı alabilmek için tütün kaçakçılarıyla arayı iyi tutup Esma'nın dayısını ikna edebileceğini düşünürken bir yandan da tütün kaçakçılığı yapmayı kendisine uygun görmez. Gel zaman git zaman Esma'yı kaçırmayı gözüne kestiren Murat, bunu gerçekleştirirken feci olaylar gerçekleşir ve alil olarak tekrar İstanbul'a doğru yollanırken roman biter.
Eser akıcı ancak Murat karakterinin etrafındaki diğer kişiler, sayfalar