Benim gözümde adam öldüren her dava cazibesini yitiriyor. Ne denli olursa olsun, çirkinleşiyor, bozulup alçalıyor. Ölümle ittifak yapan hiçbir dava haklı olamaz.
‘Şu cihanın hakimiyim! Benimle kim boy ölçüşebilir?’ dedim. Allah bu kibrime, bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini, yenilmiş, esir düşmüş bir adamı, bir idam mahkûmunu saldı üzerime; o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan, aldı canımı...
Başlarda akmayan kitap ortalarından başlayıp sona kadar insanı içine çekip sürüklüyordu sanki. Yusuf’u yetim ve öksüz bırakan elim olay kaymakam Selahattin ile tanışmasına vesile olur. Kaymakam, Yusuf’u oğlu gibi bağrına basar onu gerçek çocuğundan ayırt etmez fakat aynı şeyi kaymakamın eşi Şahinde için söyleyemeyeceğim. Şahinde bir türlü kabul etmez Yusuf’u hiçbir zaman sevgi beslemez. Gerçi Şahinde’nin kimseye karşı sevgi beslediği yok ya neyse. Kaymakamın kızı Muazzez ile Yusuf’un arasındaki bağ çok sağlamdır. Kitabın başlarında kardeş bağı varmış gibi gözükse de ilerleyen sayfalarda ikisinin de birbirlerine karşı gönül bağı olduğunu açıkça görürüz. Kitapta birkaç olay işlerin seyrini değiştirir: bunlardan birisi köyün serserisi zengin takımından Şakir’in Muazzez’e kafayı takması sebebiyle sırf kızı ona vermemek için Ali’ye vermeye karar vermeleri. Bunun üzerine Şakir’in yoldan çıkıp Ali’yi vurması, diğer yandan Yusuf’un her şeyi kabullenip Muazzez’siz yapamayacağını anlayıp onu kaçırması ve son olarak ise her şeyin sonunu getiren Şahinde’nin hırsları yüzünden kendisini ve Muazzez’i olmadık durumlara düşürmesi üzerine Yusuf’un buna kanlı bir şekilde son vermesi ve büyük kayıp... Kitap genel olarak güzeldi. Bildiğimiz Anadolu insanı hikayeleri; tanıdığımız, şahit olduğumuz toplum normları barındırıyor. Tanıdık, bilindik hikayeler bütünü.