Arkadaşların için yapacağın şey, onların sevinçlerini ellerinden almamaktan, mutluluklarını onlarla paylaşarak arttırmaktan başka bir şey değil. Ruhları endişe verici bir tutkunun altında ezilip kederden mahvolurken, onları biraz olsun avutabiliyor muyuz?
Hiçbir şey değişmedi fakat yine de her şey başka bir biçimde var olup gidiyor. Anlatamıyorum. Bulantı’ya benziyor bu, ama aynı zamanda tam tersi: Sonunda başımdan bir serüven geçiyor. Kendimi sorguya çekince bunun, “kendim olmaklığım ve burada bulunmaklığım” olduğunu görüyorum.
Bir yandan anarşist düşüncenin baskın olduğu Anneres diğer yandan kapitalist, devletçi düşüncenin baskın olduğu Urass… İki dünyada da bu fikirler empoze eder şekilde veya sempati duyularak değil de artı ve eksileriyle ele alınmış. Güzellemelerden uzak gerçekçi şekilde anlatılmış. Her ne kadar kitap bir ütopya olsa da anlatılan dünyalar distopyadan oluşuyor bence.
Hikayenin bilim kurguyla anlatılması hoşuma gitti, akıcı olan bu kitabı keyifle okudum.