Pip

Pip
@philippirripp
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi
Mustafa Kemal, daha Selanik'e ilk ayak bastığı günden, ye­ni vazife çevresinde tanınmış sivrilmiştir. Ona rütbesinden üs­tün işler verilmiştir. Rütbesinin üstünde insanlar onun bilgi­lerinden, çalışma kudretlerinden faydalanmışlardır. Ama res­mi hayatının icapları, onun serbest zamanlarında ve hele ak­şam saatleriyle boş gecelerinde, yakın arkadaşlarını çevresine toplayıp Selanik'in kordon gazinolarında, Olimpos'ta, Kristal' de, Junyo'da, balozlarda yahut Tokli'nin meyhanesinde yeme­ğine, içmesine, eğlenmesine mani değildir. Hem bütün bu içki ve eğlencelerde o, kendi grubunun, kendi arkadaşlar çemberi­nin başı ve buyrukçusu gibidir. Bu içki, eğlence sofralarında ve alemlerinde dilediği gibi ve hatta bazen biraz aşırı hareket edebilir. Enver Bey, Mustafa Kemal'in bu hallerini bilir ve hoş gör­mez. Ona göre bunlar sarhoşluk, hatta ahlaksızlıktır. Halbuki Mustafa Kemal'in bu içkili dostlar çevresi onun aynı za­manda bir hitabet, hayal ve geleceğe dair ümit ve ihtirasları­nın açığa vurulduğu sahnelerdir. Aslında elbette birer içki sof­rası olan bu toplantılarda arkadaşlarını seçer, dener. Onlara "tûl-i emel" yani geleceğe ait büyük arzular aşılamaya çalışır. İçki aleminin en taşkın anlarında hitabet sahnelerine girer. Güzel konuşur. Padişahı, kumandanları, İttihat ve Terakki Ce­miyeti arkadaşlarını ve bu arada Enver'i de cesaretle eleştirir.
Sayfa 107 - 108
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mustafa Kemal, Zübeyde Hanım'a
— Padişah efendimizin ne olduğunu da şimdi değil, fakat yakın zamanda sana göstereceğim...
Sayfa 94
Alıntı
II. Abdülhamid dönemi
Evet, yıldız sarayı bir kale gibidir. Salonlar yaldızlı, bahçeler cennet, rüzgarlar serinleticidir. Kapısında uşaklar sürü sürüdür. Ama memleket yanıyor. Memleket kan, ateş ve sefalet içindedir. Devlet ve millet hem birbirleriyle, hem kendi içlerinde kıran kırana boğuşmaktadırlar. Askeri, jandar­ması, ağası, eşkıyası, eşrafı, mütegallibesi, zalimi ve mazlumu ile bütün ülke boğaz boğaza, nefes nefesedir. Kağşamış bir idare, çökmüş bir ordu, çürüyen bir donanma, tamtakır bir dev­let hazinesi, müflis, dilenci bir hükümet. Nihayet yolsuz, mek­tepsiz, hastanesiz, fabrikasız, asayişsiz, emniyetsiz bir vatan.
Sayfa 90
Alıntı
Mustafa Kemal:
"Ancak hür fikirli insanlardır ki vatanlarına fay­dalı olabilirler. Onlardır ki vatanlarını kurtarıp muhafaza etmek kudretine malik olurlar..."
Sayfa 89
Alıntı
Harekât, çok yüzkızartıcı bir kargaşalık içinde gelişir. Mü­rettep kuvvetin -onun tabirince- "hırsız"ları çok dikkatli idi­ler. Mustafa Kemal'i imha etmeyi düşünmüşlerdi. Hatta bir gece ordugâhta, kaldığı çadırı sardılar. Fakat o da tedbirlidir. Hatta zaman zaman onun harekâta yardımını bile istemek zo­runda kalınır. Talan sonunun paylaşılmasında elinden geldiği kadar engeller çıkarır. Orduda katıldıkları bu ilk seferde Mus­tafa Kemal, Osmanlı hükümeti namıma yapılan haydutluğun ne olduğunu anlamıştır.
Sayfa 87
Alıntı