Duyguların da kendine özgü bir yaşamı, doğdukları yerin koşullarına uygun bir yaradılışı olduğunu şimdiye dek pek kimse fark etmemiştir; duygular hem geliştikleri yerin özelliğini, hem de gelişmelerini etkileyen düşüncelerin damgasını taşırlar.
Balzac, insanı alıp XIX. yüzyılın başlarındaki Paris'e götürüyor, o tasvir ettiği evlerde yaşatıyor. Hiçbir yazarda bu denli hissetmedim bu duyguyu. Öyle tasvir ediyor ki, kitabı okumamın ardından çok zaman geçse de mekanlar hep aklımda.