Pip

Pip
@philippirripp
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi
Mustafa artık askerlik yolunu tutmuştu. Fakat o devirde -ordu tam bir çöküntü içindeydi. Sultan Abdülhamit Türkiye'si, imparatorluk tarihinin en perişan günlerini yaşıyordu. İmpa­ratorluk fiilen çökmüştü. Abdülhamit'in hem içeriye, hem dı­şarıya karşı siyaseti, şu birkaç sözcükle özetlenebilirdi: Çatış­maları uyuşturmak, olayları örtbas etmek, çöküntüyü görme­mezlikten gelmek ve ne pahasına olursa olsun, kendi tahtını korumak! Bu konuda mesela Abdülhamit'in en güvendiği sad­razamları Sait ve Kamil paşaların hatıraları zengin misallerle doludur.
Sayfa 58
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Anlaşılmaz bir nedenle birçok insan inanmadan da umut besleyebilir. Umut isteğin çiçeği, inanç güvenin ye­mişidir.
Sayfa 162
Alıntı
(...) dışarıdan sakin görünüyor ama içi kan ağlıyordu.
Sayfa 121
Alıntı
Toplum yüze vuran şeylerle yetinir; aslı var mı yok mu düşünmez, gördüğüne bakar yalnızca. Gerçek acı bir gösteridir onun için, bir tür eğlencedir ve bu yüzden her şeyi, bir caniyi bile bağışlayabilir; heyecana bayıldığı için hiç fark gözetmeden kendini ağlatana da, güldürene de -na­sıl ağlattığına, nasıl güldürdüğüne bakmadan- aynı biçimde davranır.
Sayfa 121
Alıntı
Toplum insanlardan beklediği erdemlerin hiçbirine uyma gereğini duymaz: Her an cinayet işler ama sözle işler; nasıl güzeli gülünçleştirerek küçültürse alay yoluyla da kötülük­lerin yolunu açar; babalarının ölümüne fazla ağlayan oğul­ları alaya alır yeterince ağlamayanları aforoz eder; sonra da kendisi, henüz soğumamış ölülerle uğraşarak eğlenir.
Sayfa 118 - 119
Alıntı