Offf ne diyeceğimi bilemiyorum, ben akılsızım diye çığlık atıyor karakter resmen. Ya da daha doğrusu bu kız bahtsız bedevi ve 200 sayfa boyunca çölde yaşamış öyle söylesem hiç ama hiç abartı olmaz.
Anne ve babasını 14-15 yaşlarında kaybedip ortada kalmış iki kız kardeşin hikayesi.
Küçük olana hitaben: Ah be yavrum erdem de erdem diye tutturmuş en önde bayrak sallıyorsun ama aklını kullanmaktan bi habersin. Hadi ilkinde çocuktun, ikincide cahildin ama yavrum üçüncüde de biraz aç gözünü be :// 3te de kalsa keşke başına gelenler. (Başına gelenlerin hepsi bel altı bu arada) ://
Ay bi de celladına aşık olması onun için dua etmesi yok mu! :@
“İnsanın kendi kendine yaptığını bi ordu toplansa yapamazmış” ın örneği niteliğinde bu Pollyanna’nın başına gelenler.
Ablası 2 yıl onursuz yaşadı sonra hayatına kaldığı yerden devam etti bu sefilim de kapıdaki paspastan hallice.
Hatta ablasının en başta teklif ettiği onursuzluktan daha beter hâle geldi hemde sonucunda ablasından bin beter şeyler elde etti. Ablası, elbette doğru yaptı demiyorum ama küçük olanın hâline bakılınca, içinde bulunduğu dönemin en akıllıca kararını vermiş.
Ben okurken karakterin kafasızlığına tahammül edemedim ama yazar büyük bi zevkle yazmış gibi :) içindeki sadist ruhu resmen en ince ayrıntısına kadar hikayeleştirmiş.
Midesi kaldırmayanın hassas olanın okumaması gerektiği kanaatindeyim kitaplarını.
Bu nedenle sen, ey başkasını yargılayan insan, kim olursan ol, özrün yoktur. Başkasını yargıladığın konuda kendini mahkûm ediyorsun. Çünkü ey yargılayan sen, aynı şeyleri yapıyorsun.