Beni hayata bağlayan tüm o bağlar hızlı kesiklerle koptu. Beni ben yapan her şey, yukarıdaki ölü kıza olan aşkım, babama olan sevgim, yeni sürüme olan bağlılığım, diğer kardeşlerime olan sevgim, düşmanlarıma olan nefretim, yuvam, ismim ve kendim, o saniye benden koparak boşluğa doğru uçuştu.
Buna rağmen sürüklenmiyordum. Beni olduğum yerde tutan yeni bir bağ vardı.
Bir değil ama milyonlarca. Bağ değil çelik kablolar. Milyonlarca çelik kablo beni bir şeye bağlıyordu, evrenin merkezine.
Şimdi anlayabiliyordum, bütün evrenin bu nokta üzerinde nasıl döndüğünü anlayabiliyordum. Evrenin ahengini hiç görmemiştim ama şimdi her şey çok açıktı.
Dünyanın yer çekimi artık beni olduğum yere bağlamıyordu.
Beni olduğum yere bağlayan, sarışın vampirin kollarındaki bebekti.