Muhakemesi gerçekten güven duyulmayı hak eden bir kişiye ele alalım, bu duruma nasıl gelmiştir? Çünkü söz konusu kişi, görüşleri ve davranışlarıyla ilgili eleştirilere zihnini açık tutmuştur. Çünkü ona karşı söylenebilecek her şeyi dinleme alışkanlığı vardır, eleştiriden haklı olduğu ölçüde yararlanma ve hatanın hata olduğunu hem kendine hem de bazı durumlarla başkalarına açıkça anlatma alışkanlığı vardır. Çünkü bir insanın bir konunun tamamını bilmeye yaklaşmasının tek yolunun her türlü farklı görüşe sahip insanları dinlemek, her türden zihnin bu konuya bakış biçimlerinin tümünü incelemek olduğunu hissetmiştir.
Yazar Mark Wolynn bir psikolog. Kitabında ailemizdeki travmaların bizi nasıl etkileyeceğini, bizim de bunların üstesinden nasıl gelebileceğimizi ele almış. Her söylediğini çeşitli araştırma ve vakalarla destekleyerek bilimsel bilgiler sunmasına rağmen dili oldukça akıcı ve anlaşılır, anlaşılmaz kavramlarla yormuyor en temel şekilde anlatılıyor konular.
Gelelim bize aktarmak istediklerine. Ailemizde yaşanılanların nesiller öncesinde bile yaşanmış olsa bize aktarıldığı söyleniyor yani sebepsiz korkularımızın öfkemizin bizim anlamlandıramadığımız davranışlarımızın aslında bize ait olmayabileceği. İşte bu da benim kitapla ilgili tek ikilemde kaldığım nokta. Aslında yazar bize bunları bilimsel verilerle sunsa da ben bu noktada biraz ikilemde kaldım. Bir diğer değindiği nokta da ailemizin bize yaşatabileceği travmalar. İşte bu nokta önemli. Bazen ailemizin ve çevremizin bizi nasıl etkileyebileceğini bilemiyoruz. Halbuki anne karnından itibaren etkilenmeye başlıyoruz. İlk bağımız annemizle başlıyor: güvene karşı güvensizlik. Eğer güvenli bağ kurulmazsa kitapta da değinildiği gibi yıllar sonra bile bunun olumsuz etkilerini kişilerde görebiliriz. Kitap bize bu konuları nedenleriyle ve sonuçlarıyla oldukça anlaşılır bir şekilde sunuyor. Bu nedenle okurken faydalanabileceğim çok fazla nokta gördüm. Yazarın da dediği gibi: "Bazen dış dünyada bir adım atmadan önce iç dünyamızda bir adım atmamız gerekir. Değişim, bizim içimizde gerçekleşir."
Size tavsiyem gerçekten kalem ve defterinizi yanınızda bulundurup yazarın gösterdiği yolu izlemeniz. İlk başta bana da saçma gelse de bunu yaptığımda değişik bir deneyim yaşadım ve gerçekten kendi içimde beni asıl rahatsız eden olayı bulabildim ve yazarın "İçsel görüntü bir kez açıklandığında değişebilir, algılayış biçiminizi
Henüz 9 yaşında, kalpleri ve düşünceleri tertemiz olan iki güzel çocuğun yolculuğuna eşlik ediyoruz bu kitapta. Olaylara bakış açılarındaki masumlukla, tertemiz kalpleri ve düşünceleriyle, ırk, renk demeden kurdukları o muhteşem dostluklarıyla bizi bol bol düşünmeye teşvik ediyorlar. Biz de böyle masum çocuklar değil miydik diye sormadan edemiyorum. Ne zaman değiştik de sınırlar koymaya, insanları damgalayıp ayrıştırmaya başladık?
"Tam olarak fark neydi? Kendi kendine düşündü: Hangi insanların çizgili pijama, hangilerinin üniforma giyeceğine kim karar vermişti?"