8/10
·400 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:18
Narin, arkadaşı Hilal'in doğum gününde abisi Hakan ile tanışmış ve o tanışmadan sonra ikisininde hayatı değişmiştir. Narin küçüklüğünden beri bir çok şeyle sınanmıştır. Üstüne bir de Hakan'ın kaybıyla sınanması gerekmiştir. Narin her şeye ve herkese rağmen çocuklarını tek başına büyütmüş, Hakan'ın kaybının üzerinden dört yıl geçmiştir. Ancak Narin'in ödül alacağı bir gecede şehit bildiği Hakan'ı yeniden görmüş ve kocasının yıllar önce ölmediği ortaya çıkmıştır. Ancak Narin'in bunu öğrenmesi ile birlikte hayatlarına tehlikeler de girmiştir. Narin ateş hattının ortasında kalırken, Hakan'ın hala devam eden ve en kısa zamanda bitirmesi gereken bir görevi vardır. Hakan kaybettiği yılları telafi etmek için her şeyi yapmaya kararlıdır. Ancak öncelikle Narin ile hayatlarını yollarına sokmaları gerekmektedir. Bunlarla birlikte Narin yaşadığı hayatın yalanlar üzerine kurulduğunu fark edecek, geçmişin sırları ile yüzleşmesi gerekecektir. Bu seri kalbimi paramparça ederken bir yandan da kalbimi yumuşacaık yaptı.Bazı şeylerin ortaya çıkmasıyla 'bu kız daha nelerle sınanacak yaşadıkları yetmedi mi' diye bir yükselmiş olabilirim.Ve öncesinde olamasada sonrasında Hakan ona destek olmak için hep yanındaydı.Hakan'ın yaşamak zorunda kaldıkları ve onların ağırlığı da içime oturdu.Her şeyi beraber atlattılar ve aşkları ile kalbimi ısıttılar.Özelliklede sonlara doğru olaylar daha hareketli bir hal aldı ve soluksuz okudum o kısımları.Hilal'in abisi hakkındakileri öğrendiği kısımsa içime ayrı oturdu.Demet ve Orhun'u okurken kahkaha atmış olabilirim ama Demet'e üzüldüm bir yerde.Halit ve Hilal, Banu ve Tarık'ın hikayesini ise ayrıca merak ettim.Barlas'ı da unutmamak lazım.Ayrıca Sezgin'e buradan püü yazıklarım olsun demek istiyorum.Neşe ve Umut ise yine efsanelerdi.Bu arada az da olsa
Gölgesiz Cilt - 2Sibel Akcan · Pukka Yayınları · 202544 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,668 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·424 syf.··
2026 92. kitabı
"Tutkuyla yaşamak için çabalıyorum ve hayattan kopmak istemiyorum. Bunlar benim için önemli. Böyle yaşamalısınız. Aksi halde anlamı ne? Herkesi memnun etmek mümkün değil ve diğer insanların olmanız gerektiğinizi düşündükleri şey olmayı denemenin bir anlamı yok. Benim için kim olduğum önemli, sadece farklı olmak değil olabildiğimce gerçek olmak " (Josep "Pep" Guardiola) Guardiola yönetimindeki FC Barcelona dönemi benim için gelmiş, geçmiş ve gelebilecek en iyi ve en büyük futbol takımıdır. Tüm oyuncular buna kaleci de dahil ayağa pas yaparak tüm futbol severlere futbolun keyfini yaşattılar doksan dakika boyunca oyun felsefeleri hep aynıydı o dönem Barcelona'yı sadece tek bir şekilde mağlup edebilirdiniz o da takım da konsantrasyon eksikliği varsa. Muhteşem takımın ve muhteşem oyunun felsefesinin mimarı Johan Cruyff'dur A takımı ve alt yapıları tek bir oyun sistemi üzerine kurmuştur bu sayede Messi, İniesta, Xavi, Puyol, Piquè gibi yıldızlar aynı oyun felsefesi ile eğitilmişlerdi bunun üzerine Guardiola'da aynı temelden geldiği için bu birleşimden mucize bir takım çıktı. Kitapta o döneme ait yöneticiler ve futbolcuların hikâyelerini bulacaksınız. Şahsi fikrim FC Barcelona oyun felsefesi ile futbol da "Orta çağı kapatıp yeni çağı" açmıştır.
BarçaGraham Hunter · Pegasus Yayınları · 201715 okunma
Puan vermedi·251 syf.··
2026 9. kitabı
Çalışma, 15. yüzyılda II. Pius tarafından Ebu’l Feth’i Hristyanlığa davet eden, “Epistola ad Mahumetem” adlı mektubun Latince,Almanca ve Türkçe metinleri karşılaştırmalı biçimde sunan bir neşir. Mektupta en dikkat çeken ve benim okurken bolca sabır çektiğim şey; Papa’nın Hz. Muhammed’e ve İslam’a yönelik ağır eleştirileri, Hz. Muhammed’i bir kural koyucu, İslam’ı ise yanlış ve sapkın bir inanç sistemi olarak tanımlaması. Fakat şunu belirtmek gerekir ki; Papa bu mektubu Fatih’e yazmadan evvel öncelikle bir taslak oluşturma evresinden sonra nihai metin oluşturulmuştur bu da açıkça gösterir ki; mektup ani diplomatik bir metin değil, üzerine çalışılmış bir projedir. Papa’nın Ebu’l Feth’e övgü ile yaklaşması ve şayet hristyanlığa geçerse hem doğu hem de Batı’ya hükmeden evrensel bir hükümdar olacağı mektupta sıkça zikrediliyor. Son olarak eklemek isterim ki; Papa 2. Pius her ne kadar İslam’ı ve peygamberi karalasa da peygamber övgüsüne nail olmuş bir cihan hükümdarına, yazdığı bu mektup ile kendi söylemleri epey bir çelişmiştir. Ayrıca, Ebu’l Feth’in ölüm yıldönümünde bu eseri okumak da ona bir kez daha derin bir sevgi duymama sebep oldu. Ebu’l Feth’e saygı ve rahmetle …
1000Kitap
Papa 2. Pius'un Fatih Sultan Mehmet'e MektubuYusuf Yıldız · Akçağ Yayınları · 20185 okunma
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 98. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 11:32
Birhan Keskin’in, Y’ol’dan sonraki kitabı olan Soğuk Kazı, işte böyle bir şiirsel geçmişin üzerinde yükseliyor. Temelinde acı, adalet arayışı ve itiraz etme var. Kitabın ilk şiiri, ‘Pu’u O’o’. Bu adın ne anlama geldiğini bilmeden okumaya başladım kitabı. Bu şiir, içindeki oddan ve dışındaki kabuktan bahseden bir şiir kişisinin dilinden yazılmıştı. Sonra, yukarıda bahsettiğim söyleşiden öğrendim ‘Pu’u O’o’nun neyin adı olduğunu. Söyleşiyi yapan (ve Soğuk Kazı kitabı kendisine ve arkadaşlığa ithaf edilen) Figen Şakacı, bunun, Hawaii’nin Büyük Adası’nda, patlama sonrası lavların yanardağ ağzında birikmesi sonucu katılaşmış bir kraterin adı olduğunu söylüyordu söyleşisinde. Bunu öğrendikten sonra, ilk şiirin, kitabın genel izleğine derinden bir gönderme taşıdığını düşündüm. Öyleydi gerçekten de; kitap, soğuyarak katılaşmış gerçekliklerin içindeki gizli odlara ulaşmaya çalışıyordu. İnsanlığın mirası, yeryüzüyle kurduğu ilişki, kentler, savaşlar bir bir gün yüzüne çıkıyordu bu şiirlerde.
Aşk ve Şiir
Soğuk KazıBirhan Keskin · Metis Yayınları · 20213,106 okunma
Puan vermedi·396 syf.··
2026 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 20:04
Elif Şafak ın diğer kitaplarından farklı olarak ingilizce yazılmış ilk kitabı. Çeviri olmasına şaşırdım açıkçası. Gerçekten de yabancı bir hava var kitapta. Yabancı yazarların kitaplarındaki gibi. Diğer Kitaplarından farklı olan baika noktası da dili bana çok yalın geldi. Ama bunu yazar bilerek isteyerek yapmış. Depresiflik, arafta kalma bütün kitaba işlemiş sanki. Kitaptan bahsedecek olursak kitapta ev arkadaşı olan 3 gencin hayatından bahsediyor. Ömer Türk,Abed Faslı ve Piyu İspanyol. Bunların arkadaşlarının yaşadıklarından bahsetmiş. Her karakterin bir sıkıntısı var sanki hepsi arafta kalmış gibi. Ömer alkolik, mekansız Amerika ya doktora yapmaya gitmiş bir genç. Gail sadece çikolata ve muzla beslenen, intihara meyilli,biseksüel.Piyu sevgilisi hariç bütğn kadınlara ilgi duyan. Abed hiç bir kadınla ilişki kuramayan. Piyu nun sevgilisi de bulmia hastasıdır. Ömer uzun bir süre tanışmış olsalarda sonradan Gail e aşık olur ve evlenirler. Yazar kitao boyunca lgbt ilişkilerden, müzikten, femnizim den, depresif durumlardan bilgiler verir. İlk başta olaylar biraz karışık başlıyor. Olaylar arasında bağlantı kurmakta zorlanıyorsun. Ama olaylar ilerledikçe bağşantılar kuruluyor. Bazen bu bağlantıları kurmakta zprlandığım, kopukluklar olduğu zaman biraz sıkıcı geldi. Mesela Ömer doktora için gidiyor ama bu konuya çok değinilmemiş ne oldu ne bitti belli değil burası biraz kopuk olmuş. Son beklemediğim bir sondu. Fena bir kitap değildi. Yazarın diper kitapların nazaran daha düşük geldi bana. Çokta akıcı ilerlemedi gibi geldi. Ama gene de okuduğum için pişman değilim. Sonuçta emek verilen her şeye saygı duyulması gerektiği inancındayım. Kötü de olsa iyi de olsa her kitap muhakkak bize birşeyler katıyordur. Beğenip beğenmediğimden de çok emin değilim aslında. Orda bile Araf ta
ArafElif Şafak · Doğan Kitap · 20125,7bin okunma