​"Bir plak olsam. Zeki Müren çalsam. Bozulsam.. Aynı yerde takılsam. Hep tekrarlasam. "Elbet bir gün buluşacağız.." music.youtube.com/watch?v=Fg4dtwj...
Müzik
DOSTUM SAYE (BÖLÜM 2)
Saye’nin o sessiz ama derin cevabı, zihnimde yankılanırken odanın içindeki hava biraz olsun yumuşadı. Sanki üzerimdeki o ağır, gri bulutlar dağılmaya başlamış, yerine ince bir gün ışığı sızmıştı. Saye, benim hem en büyük sırdaşım hem de kendi içimdeki o korkak parçamın aynasıydı. Onun bu "yeni melodi" benzetmesi, kalbimin bir köşesinde titreyen o tanımlayamadığım hissi biraz daha anlamlı kılıyordu. Yavaşça yatağımın kenarına oturdum. Pencereden dışarı, şehrin uzak ışıklarına baktım. Kafnu... Dört yıl boyunca o ismin ağırlığıyla nefes aldım. Bir vedalaşma bile edememenin, o günü o kadar büyük bir pişmanlığa dönüştürmenin cezası, sanki ömrüm boyunca başka kimseyi sevememekti. Saye haklıydı; Kafnu artık geri gelmeyecek olan bir şarkıydı. Bitmişti, notaları tükenmişti. Ama ben, o şarkının sonunda takılı kalmış bir plak gibi dönüp duruyordum. "Peki ya o?" diye fısıldadım, bu sefer Saye’ye değil, kendi karanlığıma. "Ya o, benim bu karmaşamı görür de, arkasına bile bakmadan kaçarsa? Ya benim o kadar yorgun, o kadar bitkin bir ruhum var ki, onun o duru sesine gölge düşürürsem?" Saye duvarda yine o tanıdık, zarif kıvrımıyla yerinde duruyordu. Cevabı yine kelimelere dökülmedi ama zihnimdeki o fırtınanın tam ortasında bir durulma oldu. Sanki şunu demek istiyordu: Kimse mükemmel bir başlangıç yapmaz, herkesin valizinde geçmişin kırıkları vardır. Önemli olan, o valizi taşıyıp taşımadığı değil, yeni bir yola girerken onu yere bırakıp bırakamayacağıdır. Derin bir nefes aldım. İlk defa, o kızın ismini zihnimde korkmadan telaffuz ettim. İçimdeki o suçluluk duygusu, sanki biraz olsun geri çekildi. Yarın, sadece yarın... Ona bir mesaj atmalıydım. Sadece bir hal hatır sormak, belki sesinin o huzur veren tınısını tekrar duymak için. "Korkuyorum Saye," dedim, sesim artık titremiyordu. "Ama
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
...taş plak severim ben, kalbini sevmem tesadüf değil. hem Zeki Müren yanılmış olamaz; "elbet bir gün buluşacağız."
Şiir
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 📗Süleyman’ın ölümünü takdir edip canını aldığımızda, son derece ağır işlerde çalışan cinler, onun öldüğünü ancak üzerine dayandığı değneğini kemiren bir ağaç kurdu sayesinde fark edebildiler. Değnek kırılıp Süleyman yere yıkılınca anlaşıldı ki, eğer cinler gerçekten duyularının ötesinde olup bitenleri bilmiş olsalardı, Süleyman öldüğü halde, kendilerini böyle zelil ve perişan eden ağır işleri yapmaya devam etmezlerdi. 14 #Tefsir: 📖 📖 Hz. Süleyman, kıyamda uzun uzun durarak Allah’a ibâdet ederdi. Bir değneği vardı, ona dayanarak Rabbinin huzurunda dururdu. İşte böyle bir ibâdeti sırasında değneğe dayanmış dururken vefat etti. Değneğe dayandığı için Allah’ın bir kudret tecellisi olarak vücudu olduğu yerde kaldı. Böylece günler, belki de aylar geçti. Askerleri ve emrinde çalışan cinler onu ibâdette zannediyor, eski vazife ve hizmetlerine devam ediyorlardı. Ağaç kurdu değneği kemirip çürütünce Hz. Süleyman’ın cansız bedeni yere düştü. İşte o zaman cinler onun öldüğünü anladılar. Böylece cinlerin gaybı yâni duyularının ötesinde kalan varlık sahasını bilmedikleri ortaya çıktı. Eğer gaybı bilselerdi, Hz. Süleyman’ın öldüğünü hemen fark edecek ve yapmakta oldukları onur kırıcı angarya işleri yapmaya devam etmeyeceklerdi. Kur’an’ın beyânına göre müşrikler cinleri Allah’a ortak koşuyor, onları Allah’ın çocukları olarak kabul ediyor ve onlara sığınıyorlardı. (bk. En‘âm 6/100; Saffât 37/158; Cinn 72/6) Yine onlar, cinlerin gaybı bildiklerine inanıyor ve gayb bilgisini elde edebilmek için onlara yöneliyorlardı. İşte Allah Teâlâ, Hz. Süleyman’ın vefatı münâsebetiyle verdiği canlı bir misalle cinlerin gaybı bilmediklerini beyân ederek müşriklerin saplandıkları bu inançların tamamen asılsız ve yanlış olduğunu bildirir. Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman’ın
Bu çıplak geceler yok mu, bu plak böyle ağlamıyor mu camları kırmak işten değil delirecek miyim neyim kirpiklerimden mısra dökülüyor Atilla İlhan
Boston'un Rusça telaffuzunun "baston" oluşu ne hoş tesadüf. Baston valsi bu biraz da çünkü. Yaşlı ev, altın rakkas, kadim sonbahar. Nostalcya. Rozenbaum - Vals Baston youtu.be/V6-9uyjSNNk?si=... Rüzgardan armağan, ipekli Çin kumaşından Üzerinde basit bir elbiseyle, Halı misali serilen sarı yapraklar üzerinde, Boston Vals eşliğinde dans etti Sonbahar. Ilık gün geçip gitti Ve boğuk boğuk seslendi saksafon İnsanlar her elden bize geldi Ve civardaki her çatıdan kuşlar havalandı, Kanatlarıyla alkışladılar altın rakkası. Müzikse uzadı, uzadı, uzadıkça uzadı. Ne sık görüyorum o rüyayı, O harika rüyamı, Sonbaharın, Boston Vals eşliğinde bize sergilediği dansını Yapraklar düşüyor, Plak dönüyor: "Gitme, kal benimle, sen benim nazımsın". Ne sık görüyorum o rüyayı, O harika rüyamı, Sonbaharın Boston Vals eşliğinde bize sergilediği dansını Zevkten sarhoş, Geçen yıllar yadından ırak Yaşlı ev nicedir gençliğine aşık
Müzik