8/10
·352 syf.··
2026 117. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 13:10
“Dünyadan Fısıltılar” – kosmosa atılmış bir şüşə içində insanlıq. Bu kitabı oxuyanda adam istər-istəməz öz-özünə sual verir: “Bəs mən ora nə yazardım?” Carl Sagan və komandası Voyagerın altın plakını hazırlayarkən sanki bütün bəşəriyyətin adından danışmaq cəsarətini göstəriblər. Amma gəlin üzüaçıq deyək – bu, nə qədər “universal” ola bilər? Kitabın ən vurucu tərəfi mənim üçün o oldu ki, onlar plaka balina fəryadını da qoyublar, 55 dildə “salam”ı da, Bach musiqisini də. Amma eyni zamanda öz dövrünün kölgəsindən qaça bilməyiblər: Soyuq müharibə, Amerika mərkəzli baxış, üstəlik NASA-nın müdaxiləsi ilə çılpaq insan bədənini göstərməkdən çəkiniblər. Yəni biz evə “ən yaxşı halımızı” qoymaq istəyirik, amma əslində orada öz qorxularımızı, utancımızı və təmtəraqlı idealizmimizi də gizlədə bilmişik. Saganın dili isə möcüzədir – o, astrofizikanı o qədər insani və aydın izah edir ki, sanki plakdakı həkk olunmuş diaqramlar canlanır. Lakin kitabın bir yerində qeyd edir ki, bu mesajı heç kimin tapmayacağı ehtimalı 99,9% –dir. Bəs niyə bu qədər əmək? Məncə, bu plak əslində bizim üçün hazırlanıb. O, bəşəriyyətə güzgü tutur: “Bax, sən nə qədər zəif, nə qədər nəhəng bir yalnızsan, amma yenə də danışmaqdan əl çəkmirsən. Dünyadan Fısıltılar mənə elə gəlir ki, bir intihar məktubu deyil, bir doğum elanıdır – bəlkə də ağıllı həyatın ən uşaqcasına, ən ümidli anı. Və o altın plak indi də yıldızların arasında uçur, bizim gülüşlərimizi, hıçqırıqlarımızı, və Mozartı harasa aparır. Əgər kimsə onu tapsa, nə düşünəcək? Bilmirəm.
Dünya’dan FısıltılarCarl Sagan · Say Yayınları · 202048 okunma
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
kitaba bayıldım. eğer ilk kitabını okuyup beğendiyseniz ikinci kitabın ondan daha iyi olduğunu bilin. bende müziksever biri olarak hannah ile ayrı bağ kurmuştum ilk kitapta. ama bu kitabı okurken fox'a bu kadar bağlanacağımı tahmin edemedim. aralarındaki ilişki ne çok hızlı ne çok yavaştı. tam olması gerektiği gibi gitti. birbirilerine saygıları, sevgileri... ayrıca hannah'ın ayakları üstünde bu kadar dik durabilmesi çok gururlandırıcıydı. piper karakterinden çok daha sevdim. pes edebilirdi ama o fox'a inanmayı tercih etti. fox.. minik kıskançlıkları, hannah'ı koruyup kollaması, çaktırmadan yaptığı sevgi dolu hareketleri.. aslında özünde travmaları yatması ama hannah dışında kimsenin onun ruhuna dokunamaması. birbirlerine açılıp kendilerini ifade ettikleri sahneleri minik bir gülümseme ile okudum resmen. nasıl desem her şey pat diye olmadı. yavaş yavaş inşaa edildi ve bunu net olarak okuyabildik. hannah ve fox ile gurur duyuyorum çok tatlılardı. <3 spoiler en düştüğüm şeylerden biri fox'ın hannah için plak toplaması olabilir...
Seninle Tanışana DekTessa Bailey · Martı Yayınları · 2022934 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·312 syf.·
2026 65. kitabı
Üç farklı zamandayız.. 2008 KC’ninn popüler nişanlıdıyla Paris’in ünlü mekanlarında gezip düğün hazırlığı yaptığı ve ilk aşkı Cade’i bir homeless olarak Paris sokaklarında bulduğu yıl.. Bir şekilde uçurumun kenarından hayatını kurtardığı için eski sevgiliye borçlu olduğunu düşünür ve bu müşkül durumdan kurtulması için nişanlısına da çaktırmadan yardıma karar verir. Eski sevgili onu bir gece kavgadan sonra sebepsizce terketmiştir ve yıllar sonra bu acınası halde karşısına çıkmıştır. 1996 KC’nin Cade ile tanıştığı, ona sırılsıklam âşık olduğu genç, yeni mezun yılları. Bir gazetede çalışıyor, plak şirketi kurmuş Cade ile tesadüfen tanışıyor ve sakin, karşılıklı bir aşk başlıyor. 2050 KC’nin torunu ve kızıyla sahil, deniz planları yaparken 80’lik kocasının merhametine sığındığı yıl.. Cade iş arkadaşının hırslarına yenilir ve kafa darbesi sonucu hafıza kaybıyla sokaklara düşer. Nişanlı Ryan işe ayrılıp ilk aşkına sığınır, onu iyileştirir ve evlenirler. Denizde boğulduğunda hamiledir ve kocası öldüğü için gidip Ryan ile evlenir. 2050’deki 80’lik dede ona tüm içtenliğiyle âşık olan Ryan’dan başkası değildir.. Yeşil deniz kabuğu ise dedesinin bir genç kızken ona heciye ettiği nadir bir şeydir. Kırıldığı için bir parçasını saklamakla yetinir ta ki Cade öldükten 40 yıl sonra onun boğulduğu sahilde bir tane daha bulana dek..
Yeşil Deniz KabuğuSarah Jio · Pena Yayınları · 201512,9bin okunma
7/10
·163 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 16:30
Ruzgarin Şarkısını Dinle Haruki Murakami Kitabından bir alıntıyı okuduğumda çok etkilendiğim icin araştırdım, araştırınca dili sade olmasına rağmen anlaşılması zor bir yazar olduğunu öğrendim. Sağ olsun buradaki arkadaşların yönlendirmesiyle bir sürü kitabını aldım. Hepsini sırayla okumayı planlıyorum. İlk bu kitapla başladım. Bu kitabı sade, okuması ve anlaması nispeten daha kolay. Japon edebiyatının önemli yazarlarından Haruki Murakami'nin ilk kısa romanıdır 'Fare' üçlemesinin de ilk kitabıdır. Hikaye ,1970 yılının Ağustos ayında ismi belirtilmeyen, anlatıcı olan, bir üniversite öğrencisinin ,yaz tatili için memleketine yaptığı 18 günlük bir tatili anlatıyor. Anlatıcı, tatilin çoğunu 'Fare' lakaplı arkadaşı ile Jay'in Barı'nda bolca bira içerek, fıstık yiyerek ve plak dinleyerek geçiriyor. Anlatıcı ,ayrıca eski sevgilileri olan üç kadını, onlarla geçmişteki ilişkilerini ve dokuz parmaklı kız ile olan anılarını anlatıyor . (Oğuz Atay karakterleri gibi ). Karakterler, toplumdan kopuk ,kendi üç dünyasında yaşayan, yalnız, topluma ve kendilerine yabancı tiplerdir. Karakterler, barda bolca içki içerek, fıstık yiyerek yani bolca tüketim yoluyla bu yalnızlıklarını ve boşluklarını doldurmaya çalışırlar. Bu hikayede ,geleneksel bir olay örgüsü yok , üstkurmaca ve metaforlar var. Yaz boyunca 25 metre uzunluğundaki bir havuzu dolduracak kadar birayı içmişlerdir. Jay'in Barı onlar için sorumluluklarından ve dünyadan kaçıp sığınabilecekleri bir yerdir. Dokuz parmaklı kız meteforu, duygusal eksiklik ,geçmişte bırakılan parçaları temsil eder. Kitapta ,gerçek hayatta hiç olmayan bir yazar, öyle ciddi ve detaylı anlatılır ki bazı eleştirmenler onu gerçek zannetmiştir. Ben de bu yazarı araştırınca ,kurgu olduğunu öğrendim. Yazarın kitaplarınn adı verilmiş olup
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
7/10
·260 syf.··
2026 2. kitabı
kitaba ilk başladığımda kitaba fazla adapte olamadım. sonradan antoine'ın düşüncelerini ve anny ile olan ilişkisini merak etmeye başladım böylece kitap benim için biraz daha okunabilir hale geldi. antoine ve otodidakt arasındaki konuşma bana hümanizmi düşündürdü. bana kalırsa hümanizm sadece insanları sevmek değil, insanların eylemlerini sevmektir. genelde bu fiziksel bir sevgi olmaktan ziyade ruhsal bir sevgidir çünkü eylemler sonucu içlerinde uyanan duygudan zevk alırlar. (doğru olmayabilir, sadece hümanizm hakkındaki genel düşüncem böyle ve hümanizm hakkında çok şey bilmiyorum.) son 50 sayfaya geldiğimde kitap varoluş hakkında yeniden düşünmeme neden oldu. ve kitaptan hoşuma giden bir alıntı eklemek istiyorum: bu adamla ilgili bilgi edinmek isterdim. ne gibi dertleri olduğunu, evli mi yoksa bekar mı olduğunu öğrenmek isterdim. hümanizm yüzünden değil, tam tersine. bu melodiyi yazdığı için. onu tanıma isteği duyuyorum. belki de ölmüştür zaten. istediğim sadece onunla ilgili birkaç şey öğrenmek ve ara sıra, bu plak çaldığında onu düşünmek. hepimiz bize ilham veren insanları, müzikleri, şairleri, kitapları, felsefi düşünceleri daha yakından tanımak istiyoruz. bu şeyleri sevdiğimiz ve tanımak istediğimiz için değil. içimizde böyle bir arzu olduğu için de değil. onları tanımak istiyoruz çünkü neden böyle düşündüklerini, neden bunu yazdıklarını veya bu müziği yazarken veya oluştururken ne düşündüklerini içten içe merak ediyoruz. belki de bir noktada, onlarla aynı şeyi yaparken (mesela müziklerini dinlerken) onlar gibi düşünmek istiyoruz ve onları anlamak.
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 00:32
Bu kitabı okumaya "Aman efendim, biraz Japon edebiyatı görelim, kültürlenelim" diye başladım; kitabın ortasında kendimi Tokyo sokaklarında "Yahu biriniz de gülün be kardeşim!" diye bağırırken hayal ettim. Murakami abimiz öyle bir ortam kurmuş ki, sanırsın bütün karakterler bir sabah uyanmış ve "Bugün en çok kimin ruhu kararacak?" diye yarışmaya karar vermiş. ​Ana karakterimiz Toru Watanabe, sanırsın hayatın stajyeri. Başına ne gelse "Eee, peki o zaman" deyip mutfağa gidip büyük bir ciddiyetle makarna haşlıyor. Çocukta öyle bir sabır var ki, etrafındakiler melankoliden eriyip giderken o hala "Acaba sosu az mı oldu?" derdinde. Kitapta o kadar çok yağmur yağıyor ve o kadar çok hüzünlü plak dönüyor ki, bir ara odada şemsiye açasım geldi. Karakterlerin dertleri biterse Murakami hemen araya bir Beatles şarkısı atıyor, hop! Kaldığımız yerden ağlamaya devam. Tek umudumuz Midori; herkesin ruhu teslim bayrağını çekmişken o gelip ortama enerji veriyor ama o bile bu Murakami evreninde olduğu için neşesi bile bir tuhaf. ​Özetle: Eğer "Benim dertlerim bana yetmiyor, biraz da 60’ların Japonya’sındaki gençlerin o tuhaf, gri ve bol spagettili depresyonuna ortak olayım" derseniz kaçırmayın. Kitap bittiğinde kendinizi bir anda eski plakçılarda "Acaba benim hayatım hangi şarkıda donup kaldı?" diye düşünürken bulabilirsiniz. Okumadan önce yanınıza bolca makarna ve bir adet şemsiye alın, Murakami bu, adamı oturduğu yerde ıslatır valla
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma