Puan vermedi·120 syf.··
2026 56. kitabı
Dijital Dedektifler: Tablet Firarda, serinin diğer kitaplarından biraz farklıydı. Bu kez başkalarına yönelik bir plan veya program yerine, bir çocuğu oyun bağımlılığından kurtarmaya yönelik kişisel bir planın etrafında şekilleniyordu. Okuması keyifli ve akıcı bir kitaptı. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri, doğada vakit geçirmenin bağımlılıkla mücadelede ne kadar faydalı olabileceğinin gösterilmesiydi. Ayrıca çocuklar için anne ve babalarından takdir görmek, beğenilmek ve değerli hissetmenin ne kadar önemli olduğu da sık sık vurgulanıyordu. Karakterin anne ve babasından yeterince ilgi ve takdir görememesi, ekran bağımlılığının bazen yalnızca teknolojiyle değil, karşılanmayan duygusal ihtiyaçlarla da ilişkili olabileceğini düşündürdü. Kitabın verdiği mesaj oldukça açıktı: Teknoloji eğlenceli olabilir, ancak gerçek hayattaki ilişkiler, hobiler ve doğayla kurulan bağ ekranlardan çok daha önemlidir ve değerlidir.
Dijital Dedektifler - Tablet FirardaOrhan Toker · Acayip Kitaplar · 202458 okunma
DEHB hakkında 6 kitap okudum. İşte öğrendiklerim
Puan vermedi
Yaklaşık 2 aydır edebiyatı, felsefeyi biraz kenara bırakıp Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, yani DEHB üzerine çalışıyorum. Çünkü işimiz gereği zaten insan davranışlarını anlamaya çalışıyoruz. Ve fark ettim ki Dikkat Eksikliği Bozukluğu, bazı davranışların nedenini açıklamada düşündüğümden çok daha önemli bir yere sahip. O yüzden bu konuyu gerçekten derinlemesine öğrenmek istedim. Bu süreçte okuduğum ve hakikaten güzel olduklarını düşündüğüm kitaplar şunlar; belki siz de okumak istersiniz. DEHB Hakkında Her Şey Dikkat Eksikliği Bozukluğu DEHB ile Yaşamak DEHB ile Baş Edebilme Dağınık Zihinler DEHB’li Çocuklar İçin 50 Aktivite DEHB, DEB, ADHD gibi bir çok ismi var ben söylenmesi kolay olsun diye bu videoda genelde Dikkat Eksikliği Bozukluğu yani D-E-B, deb olarak söylemeye çalışacağım. D-E-H-B çok uzun geliyor. Bu kitapları okuduktan sonra ne anlatmak istediğime karar vermem gerekiyordu. Baktım bu konu ile ilgili güzel içerikler var mı diye. Hakikaten yaklaşık 4 yıldır, psikoloğundan, psikiyatrına, çok kıymetli insanların çok güzel içerikleri vardı youtube’da. Düşündüm ve daha iyisini yapamayacaksam aynı şeyleri anlatmamın bi faydası yok dedim. Genel bir DEB Nedir, belirtileri nelerdir videosu yerine, ben DEHB hakkında neler öğrendim. Bu süreç bana neler kattı bunun videosunu yapmayı uygun gördüm. Seneca videomda da bu şekilde yapmıştım. . İlk fark ettiğim şey, çocuklara verilecek dikkat eksikliği tanısının kahredici hissedilmesi, yetişkinlerde ise bi rahatlamaya sebep olmasıydı. Yani ailelere çocuğunuzda dikkat eksikliği olabilir dediğimizde, kabul edememe, kabul etse bile yoğun bir üzüntü ile karşılaşırken; yetişkinlerde dikkat eksikliğin olabilir dediğimizde rahatlama ile karşılaşıyoruz. Bence bunun da sebebi, tanıdan sonra, aileler ne ile
İnsan ve Toplum
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile Baş EdebilmeRussell Barkley · Palme Yayınevi · 202114 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·36 syf.··
2026 28. kitabı
Porsuk Beyefendi Sınıfı Asla Dağıtmaz! #okudumbitti Kitap ile tanıştığım an şunu düşündüm: “Tamam, bu kitap hem çocukları güldürür hem de yetişkinleri tatlı tatlı yakalar.” Çünkü Porsuk Beyefendi daha ilk sayfalardan itibaren o kadar “düzgün ve kurallara bağlı” olmaya niyetli ki… ama işte, içgüdüler dediğimiz şey bazen plan program dinlemiyor. Hikâyenin en sevdiğim yanı, okurun sürekli bir “Ben biliyorum ama o hâlâ inkâr ediyor” oyununa davet edilmesi. Porsuk Beyefendi kendini çok ciddiye alıyor; yıldızlı pekiyileri, düzenli olmayı, uslu öğrenci olmayı gerçekten istiyor. Fakat sınıf ortamı, merak, kokular, renkler, hareket… bir porsuk için fazla cazip olabiliyor. Kitap bunu asla “yaramazlık kötü!” çizgisine sıkıştırmıyor; aksine, okulun içindeki o canlı enerjiyi, küçük hataların aslında öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu çok eğlenceli bir dille anlatıyor. Bir de çizimler… Gerçekten çok güçlü. Metin “Ben yapmadım.” derken görsellerin “Emin misin?” diye göz kırpması, çocuklarla birlikte okumayı inanılmaz keyifli hâle getiriyor. Sayfaları çevirirken hem gülüyorsun hem de “Şimdi ne olacak?” diye merak ediyorsun. Bu da bence özellikle okul öncesi ve ilkokul başı için harika bir eşlikçi yapıyor: sınıf kuralları, arkadaşlık, okul rutini, davranışlar… hepsi var ama didaktik olmadan, yormadan, sıcacık bir mizahla. Cümleler akıyor, tempo hiç düşmüyor ve karakterin “iyi niyetli” hâli seni tamamen yanına çekiyor. Porsuk Beyefendi’nin o düzgün görünme çabası o kadar tanıdık ki—çocuklar kendini buluyor, yetişkinler de gülümseyerek “ah evet…” diyor. Kısacası, sınıfta küçük bir kaos, bol kahkaha ve çok tatlı bir “uyum sağlama” hikâyesi arıyorsanız, bu kitap tam isabet. @maxicocuk #porsukbeyefendi #maxicocuk #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
Porsuk Beyefendi Sınıfı Asla Dağıtmaz!Lauren Glatty · Maxi Çocuk Yayınları · 20256 okunma
10/10
·280 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 15:44
Müslüman Kadının 24 Saati Selamünaleyküm Ocak okumalarıma huzur veren bir kitapla geldim. Yazarımızın ilk kitabı olma sebebiyle ayrı bi keyifliydinasip eden Rabbime sonsuz şükürler olsun Kitap öyle naif öyle yol gösterici ki bayıldım.. Kitapta bize aslında Müslüman kadının birçok işe plan program yaparak rahatça yetişebileceğini, yapılan herşey de Allah'ın rızasını gözeterek yapmamızı, hedefimizin amacımızın olması ve kimlik inşâ gayretimizin "Müslümanlık" adı altında şekillendirmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Elhamdülillah programlı gitmeye ve yaşamaya başlamak nasip oldu bu kitapta bizlere yönümüzü bulmaya ve bu yolda kalabilmeyi anlatıyor.. Kısacası, Müslüman kadının 24 saati, bir kadının imanla, sorumluluklarla ve hayatın telaşıyla geçen bir gününü samimi bir dille ve örneklerle anlatmış. Okurken insan kendi niyetlerini, eksiklerini ve gayretini fark ediyor. Sade, içten ve ‘ben de böyleyim’ dedirten bir kitap.. Severek okuduklarımdan, kesinlikle tavsiye ederim kitapla kalın vesselâm
Müslüman Kadının 24 SaatiBilge Arslan · Tahlil Yayınları · 2025308 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2022 38. kitabı
Her duygunun bir rengi vardır hayatta... Ölümünde bir duygusu onunda bir rengi vardır elbet. Kendi ölümünüz hangi duygu ve renkte olacak hiç düşündünüz mü? Tersiyle anlaşılır her şey. Tokluk açlıkla, varlık yoklukla, sağlık hastalıkla. Tersini yaşama imkanı bulamadığımız tek şey hayattır. Çünkü hayatın tersi olan ölüm bir kez yaşanır ve geri dönüşü yoktur. Kim bilir ölüm belki de yaşanmadan bilinmesi gereken tek şeydir. ​"Görülünce hesap, kalmayınca umut beraatten, çevrilir gözler, medet umulur peygamberi şefaatten." Allah de atla ateşe. Ateş gül, sen İbrahim olursun. Sanma suyu ferahlık neşe. Gir, gafletle bak, Firavun olur boğulursun. Tabut, arzuların, heveslerin, hırsların azdırdığı, devleştirdiği koca koca insanların dünyalara sığmadığı bir anda; canın çekilmesiyle bir anda sığıverdiği dünya... Delilik ile velilik arası ince bir çizgidir avukat. O çizginin altındakiler deli, üstündekiler velidir. Veliliğin sınırı ve huzuru çizginin üstü kadar sonsuz, deliliğin de sınırı ile huzuru çizginin altı kadar sonsuz. Her şey mi yarım kalır hayatta! Ben burada çektiğim ve çekeceğim acılara mı yanayım, ertelenmiş, unutulmuş, nihayetinde yarım kalmış sevgilere mi? Bilemedim işte! Sanki her gün yarınıyla mı gelir? Kimi yemişini verir, kimi yaprağını döker kış gelince, ağlanır da yürekler erir, neye yarar vade yetince... Hayatımın tamamını kalabalıklar içinde geçirip de en zor günümde yalnız olmak ne kadar acı. Bu dünyada ruhunu aşk ateşiyle temizleyemeyenlerin ruhu, ahirette cehennem ateşiyle temizlenir. Çünkü cennet temizlerin yeridir. Sadece bir ses uzak diyarlardan. Hayatı durduracak bir nefes ölümü haykıran Geldim de bu dünyaya ne buldu ki dünya.
Ölüm Ne Renkİ. Serdar Kaya · Karatay Akademi · 2013182 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 17. kitabı
ÇAMLARIN ISLIĞI / HANİFE MERT “Zaman teorilerini test etme zamanıydı.” Akıl ve kalp…Zamanın süzgecinde sıkışmış bir çarpıntıyı dile getiriyor. Tüm benliğine; ruhun, bedenin ve kalbin kontrolden çıktığı gürültü eşlik ediyor. Her gürültüden ‘bir çiçek ve bir umut’ doğar misali…Bu kargaşadan ışığa çıkmak için kendine bir yol buluyor romanımızın kahramanı Güneş: “Geçmişe ait ne varsa siyah bir çöp poşetine doldurdum, ağzını sıkıca kapatarak poşeti denizin hırçın dalgalarının kucağına bırakıverdim.” Ruh ve kalbin yeniden yaşam ışığına tutunması için “yeni bir sınır” çizmek gerekiyordu. İşte romanımızın ana karakteri Güneş de öyle yapacaktı.Yeni kurallar belirleyip kendi öz yaşamında öyle huzur bulacaktı. Ama bazen hayat; koyduğumuz tüm sınırların tersi yönde akış gösteriyor. Romanımızın kahramanı Güneş Altan, bu gelgitlerin arasında yaşama tutunmaya çalışıyor. Onu, eserin başından sonuna kadar düşünceleri, duyguları ile çatışma içerisinde olduğunu gözlemliyoruz. Bir yandan sorgulayıcı diğer taraftan arafta kalmış… Ve romanda onu şu cümlelerle tanıyoruz: “Ben Güneş Altan, İzmirliyim. Buraya babamın görevi sebebiyle geldik. Babam savcı, annem ise avukat. Benden büyük bir ablam bir de benden küçük erkek kardeşim var.” dediğimde İzmir’in adının geçmesi hüzünlenmeme sebep olmuştu. “Keşke şu an İzmir’de olsaydım.” Güneş ve onun ekseninde romanda devam eden gelişme bölümü ise şöyle yankılanır kelimelerin yolculuğuna: Güneş’in okul hayatı, öğretmeni Deniz Hoca ve sınıf arkadaşları ile temayül eden olaylar zinciri… Ev ve okul merkezli mekân anlatımı ile yazar bir bütünlük içerisinde eserini işliyor. Evin içerisinde Alp, Ada, anne ve baba ile geçen diyaloglar akıcı bir dille okurlarına aktarılmaktadır. Aile bağlarının güzel bir ortam içerisinde kurulu olduğunun da en güzel
Edebiyat
Çamların IslığıHanife Mert · Herdem Kitap · 202548 okunma