Salih Körtalih

Tabiat ve Çocuk Ruhu
Yol gökyüzüne çıkıyordu sanki, çünkü gördüğümüz kadarıyla yükseliyor, yükseliyor ve so­nunda dün akşamdan beri Gud Dağı'nın tepesine avını bekleyen bir çaylak gibi tünemiş bulutun içine dalıyordu. Kar ayaklarımızın altında gıcırdıyordu. Havada oksijen öylesine azalmıştı ki, soluk almakta güçlük çekiyorduk. Kanım her an daha çok doluyordu başıma. Buna rağmen, damarlarım­ da tatlı bir duygu dolaşmaktaydı. Dünyadan bu kadar yük­seklerde olduğum için bir sevinç, neşe vardı içimde. Ne ya­lan söyleyeyim, çocukça bir duyguydu bu, kabul ediyorum, ama bizler toplumsal koşullardan uzaklaşıp doğaya yaklaş­tıkça elimizde olmadan çocuklaşınz. O zamana dek ruhu­muzda yer etmiş her şey tek tek düşer, dökülür oradan ve bir zamanlar olduğu, bir gün yine olacağı gibi olur ruhu­muz. Benim gibi, kimsenin uğramadığı dağlarda dolaşmış, oraların olağanüstü güzelliğini uzun uzun seyretmiş, dik va­dilerinin insana hayat veren havasını hırsla ciğerlerine çek­miş biri bu büyüleyici yerleri anlatmak isteğimi anlıyor ol­malıdır.
Sayfa 37 - CAN, LERMANTOV·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hiçlik
Etrafımızı saran her şey bizim bir parçamız haline gelir, etin ve hayatın algılarına sızar. Yüce Örümcek’in salgısı yakınımızdakilere ustalıkla bağlar, ağır ölümün rüzgarda sallanan hafif döşeğinde bizi yatıştırır. Herşey bizdir ve biz her şeyiz; peki ama, herşey bir hiç olduğuna göre bu neye yarar? Bir gün ışığı, tepemizden geçtiğini ansızın beliren gölgesinden anladığımız bir bulut, esiveren bir meltem ve dindiğinde ardından gelen sessizlik, şu ya da bu yüz, uzak sesler, sohbete dalmış seslerin arasında patlayan bir kahkaha ve sonra yıldızlarla yazılmış, duygulardan yoksun, paramparça hiyerogliflerin yükseldiği gece.
Sayfa 225 - Can, Bernardo Soares·Kitabı okuyor
Felsefe
İnsanoğlu
İnsanoğullarının sürdüğü hayata alıcı gözle baktığımda, hayvanların hayatıyla arasında hiçbir fark göremiyorum. İnsanlar da hayvanlar da bilinçsizce olayların ve dünyanın ortasına fırlatılıvermişler; bazen biraz durup gönül eğlendiriyor; her gün aynı organik çevrimi tamamlıyor; düşündüklerinin ötesinde hiçbir şey düşünmüyor, yaşadıklarının ötesinde hiçbir şey yaşamıyorlar. Kedi güneşte yuvarlanır, oracıkta uyuyakalır. İnsan karman çorman hayatın içinde yuvarlanır ve oracıkta uyuyakalır. İkisinin de yazgısı neyse o olmaktır. İkisi de var olmanın yükünü sırtından atmaya yeltenmez. İnsanların en büyükleri şana şöhrete düşkün olur; bunu tamamen kendilerine ait bir ölümsüzlükten çok, belki hiçbir şekilde ulaşamayacakları, soyut bir ölümsüzlük olarak kabul ederler.
Sayfa 221 - Can, Bernardo Soares·Kitabı okuyor
Felsefe
Eylemsizlik ve Hayal
Eylemsizlik bütün dertlerin tesellisidir. Hareket etmemek bize her şeyi verir. Hayal etmek her şeydir, sonunun eyleme varmaması koşuluyla. İnsan sadece düşlerinde dünyanın kralı olabilir. Ve kendini gerçekten tanıyan herkes, dünyanın kralı olmayı arzuladığının farkındadır. Düşünmek, ama var olmamak; işte bunu yapan kraliyet tahtına oturmuş demektir. İstek duymaksızın arzu duymayı başarmak, taç giymek gibidir. Sırt çevirdiğimiz her şeye sahip oluruz böyle; çünkü var olmayan gün ışığında ya da var olması mümkün olmayan ay ışığında onları sonsuza dek düşleyerek hep aynı kalmalarını sağlayabiliriz.
Sayfa 220 - Can, Bernardo Soares·Kitabı okuyor
Felsefe
azizler
İnsanın yaşadığını hissedince içine düştüğü boşluk, bazen olumlu şeyler kadar derinleşir. Hayatın bir hiç olduğunu samimiyetle hissetmek, büyük eylem adamları, yani azizler için –çünkü onlar edimlerinde bütün coşkularını ortaya koyarlar, birazını değil–, sonsuzluğa ulaşmanın yoludur. Geceden ve yıldızlardan yapılmış, sessizlikle ve yalnızlıkla kutsanmış çiçek kolyeleri takarlar boyunlarına. Kendimi de naçizane aralarında saydığım büyük eylemsizlik adamları ise aynı duyguya tutunarak sonsuz-küçüğe varır; bizler duyguları lastik gibi çekip uzatarak, yumuşak, kesintisiz görüntülerinin altında, nerelerinde yarıklar olduğuna bakarız.
Sayfa 209 - Can, Bernardo Soares·Kitabı okuyor
Edebiyat