Gnosis unutkanlığı hali, onun birçok yanlış ve sahte nesne yerine tek bir gerçek nesnesini yeniden bulunana kadar dinme yecek olan sıkınhlı bir yoksunluk duygusunu daima beraberin de taşır. Gölgeler ülkesinden Jung'un Yedi Vaaz'ı yarathğı kadim Gnostikler, çoğu kez kişilerin hissettiği tüm arzuların, herhangi bir şeyden ya da herhangi bir deneyimden, heyecan, mutluluk ve sevgi kazanmak için yapılan tüm girişimlerin ruhun gerçek yurdu olan Pleroma'ya, yani "Varoluşun tamlığı"na duyulan bit mek tükenmek bilmeyen bir sıla hasretinin göstergelerinden baş ka bir şey olmadığını söylemişlerdir. Sadece evin yolunu bulmuş olanlar bu yolu başkalarına gösterebilir. Kendi yolunu kaybet miş bir kişi kötü bir rehberdir. Bilgisi olmayanların, iyi niyetli ol dukları sürece dünyaya iyilik edebileceklerine inanan eşitlikçi iddiayı geçersiz kılan da bu gerçektir. Uzun vadede, yalnızca bi lenler işe yarar iyilikler sunabilir, çünkü onlar yürüdükleri için yolu bilen kişilerdir.
C.G. Jung ruhların; kültürün iyileştiricisiydi. Dünyanın na diren görmüş olduğu insanlığa hizmet eden çok etkili bir kişi. Bu etkililik ve bilgelik kalıhmın, çevrenin ya da eğitimin değil, can la ilgili gizli bilginin bulunduğu gölgelerin ülkesine giden yolu yürümüş olmasının bir sonucuydu. Bu yolu yürümek ve amacı nı bulmak, makul ve mümkün olanın fikirlerine ve dünyaya ters düşmek anlamına gelir. Jung bir zamanlar bizim dünya resmimi zin, ancak ihtimal dışı olanın içinde bir yer bulduğunda gerçek likle birbirine uyacağını yazmışh. Düzenin kaosa üstün gelmesi ve anlamın sonuçta anlamsızlığa galip çıkması ihtimal dışıdır. Yine de, ihtimal dışı olan şey gerçekleşir; o mümkündür ve men zilimizin dışında değildir. Gerçek anlamıyla bakıldığında, ihti mal dışı olan şey aslında insanoğlunun otantik yazgısı,