Dalından düşmek üzere olan sararmış bir yaprağın, rüzgar vurdukça savruluşunu izledim. Eğer bir şey bağıracak olsaydım, sabahın beşinde bir şey bağırabilecek cesaretim olsaydı o yaprak ile benzerliğimizi bağırırdım.
"Sen bana soğuk davrandığında ne kadar üşüdüğümü bir bilsen , kalbimi ceketinle örterdin.”
Seni seviyorum ve bu canımı yaksın istemiyorum. Beni kırma, sevmeyi dene
Her gelmenin gelmek demek olmadığını, haliyle de her gitmenin gitmekten sayılmayacağını çok küçük yaşta öğrendim.
...
Dizimi masanın kenarına çarptığımda, mahalledeki çocuklardan dayak yediğimde, babam ilk tokadı attığında... Hep içime içime ağladım! İçime içime ağladım ve bekledim.
...
Demem o ki, şimdi ben sana kalk gel demem. Beklerim hep ama gel demem. Diyemem. Öyle öğrendim çünkü. Canım çok yanıyor şu an. Şimdi gelsen, sarılsam sana, yapıştırsam başımı göğsüne ağlamaktan ortakığı ayağa kaldırırım ama gel demem. Diyemem. Çünkü, öyle öğrendim.