poena

poena
@poenap
Ve mahvetmektir arzusu neşeli bir kalbin şarkılı sesini. youtu.be/JJS_NhbkVhw
Böyle bir rahatsızlığın nedeni nedir? Aslında ortada bir adaletsizlik, bir suçlu yok. Ne var ki, söz konusu olan duygu, agresyondur. Aykırı bir şekil görüntüsü, fiziki saldırı benzeri bir şiddetin taşıyıcısıymış gibi, ötekinin tüm masumiyetine rağmen agresyonu gündeme getirir.
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sana ulaşmaya cesaret ediyorum, Parlaklığının kenarına dokunmaya cesaret ediyorum. Rüzgârların ötesine atlıyorum, Ağlıyor ve bağırıyorum, Fildişi bir bilegi taşında bilendiğinden Bir kılıç kadar keskindir gırtlağım. Gözlerimdeki neşenin, aşkımın seğirten mutlululugunun Şarkısını söylüyor gırtlağım. Gökkuşağı nasıl düştü kalbimin üstüne? Parmaklarımda uzanmaları için denizlere nasıl tuzak kurdum Ve nasıl yakaladım gökyüzünü, başıma bir örtü olsun diye? Mistik ışığının dört çemberiyle kuşatarak beni Nasıl gelirsin benimle kalmaya?
Şiir
Gölge, nesnenin gerisinde bulunan fon gibi ya da net olarak fark edilenin gerisinde gö­rünenin muğlak sınırlarında belli belirsiz fark edilenler gibi değildir. Gölge, görünen şeyin tam da ortasında belirir ama eksik görülür. Gölge, aynı zamanda, algılanan değil, fazlasıyla algılanan bedene aittir, kişinin gözlerini alamadığı aşırı bir görü­nürlüğü olan bu bedenin varlığı, kişi gözlerini kapattıktan sonra bile uzun süre silinip kaybolmaz. Sanki zihin, ucubeyi yerli yerine oturtamadığı ve onu anlayamadığı için, görünüşünü bı­kıp usanmadan tekrar ederek hatırlama yoluyla kendine uydurmaya çalışır.
Edebiyat
Gözlerimizle görmemize rağmen dile getiremediğimiz için ancak göstererek, parmağımızla işaret ettiğimiz şeydir ucube. İnsan olarak kabul edilmesi olanaksız bir şey, bebek bedeninin yerini almıştır. Gözlemcinin bütün dikkatini zapturapt altına alan uyumsuzluk öylesine derindir ki, kişinin kendisi ve başkası arasındaki ilişki imkânlarını bir anda yeniden tanımlayan kökensel bir deneyim olarak ortaya çıkar.
Edebiyat
Georges Canguilhem için "yaşamın karşıtı olan değer ölüm değil ucubeliktir." Ucubelik, hayatın "dışarıdan zaruri sınırlaması" olan ölümün aksine, hayatı içeriden tehdit eder. "Ucubelik, [...] canlının, yaşayamayan tarafından reddidir."
Edebiyat