Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
from dora to dora: boş yapma aq
George Orwell'in "Politics and the English Language" (1957) adlı makalesinde çerçevesini çizdiği noktalardan birisi şudur: Dil 'düşünceleri örten veya engelleyen değil açığa çıkaran bir araç' olmalıdır. Aptalca bir şey söylendiğinde konuşan kişi tarafından bile o sözün ahmakça olduğunun açıkça anlaşılması gerekir.
Kişi zavallı olduğunu düşünerek kendini alkole verebilir ve içtiği için kendine daha da fazla acıyabilir. İngiliz dilinin başına gelen de budur. Dilimiz çirkin ve hatalı bir hale geldi çünkü düşüncelerimiz aptalca ve dilimizin şapşallığı bizim aptalca düşünmemizi daha da kolaylaştırıyor.
Reklam
"I returned and saw under the sun, that the race is not to the swift, nor the battle to the strong, neither yet bread to the wise, nor yet riches to men of understanding, nor yet favour to men of skill; but time and chance happeneth to them all." “Dönüp baktım ve güneşin altında gördüm ki ne yarış hızlının ne de savaş güçlünün, ne ekmek bilgenin, ne zenginler anlayışlı, ne de lütuf yetenek erbabının, yine de hepsi zamana ve şansa tabi.”
Daha doğru çok az şey okudum.
Eğer düşünceler dili bozuyorsa dil de düşünceleri bozabilir. But if thought corrupts language, language can also corrupt thought.
Eğer düşünceler dili bozuyorsa dil de düşünceleri bozabilir.
Metafor kullanmanın tek amacı zihinde görsel bir sahne canlandırmaktır. Bu görüntüler çarpıştığında; faşist ahtapot jübile şarkısını söyledi, zorba kazana atıldı cümlelerinde olduğu gibi, yazarın bahsettiği nesneleri hayalinde canlandırmadığı anlaşılır. Başka bir deyişle yazar gerçekten düşünmüyordur.
Reklam
Kişi şu cümleyi ezberleyerek kendini olumsuzu olumsuzlama hastalığından kurtarabilir: siyah olmayan bir köpek, küçük olmayan bir tavşanı yeşil olmayan bir düzlükte takip ediyordu.
Kötü yazarlar ve özellikle bilim, politika ve sosyoloji alanında yazanlar, nerdeyse her zaman Latin ya da Yunan kelimelerin Saxon kökenli kelimelerden daha üstün olduğu düşüncesiyle lanetlenmişlerdir.
Dile sadece düşünceleri ifade etmenin ve gizleyip engellememenin bir aracı olarak bakıyorum.
Latince kelime yığınları, olayların üzerine ince bir kar gibi yağarak ana hatları bulanıklaştırır ve detayları gizler. Berrak bir dilin en büyük düşmanı samimiyetsizliktir. Latin words falls upon the facts like soft snow, blurring the outline and covering up all the details. The great enemy of clear language is insincerity.
31 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.