"İnsan hayatının süresi bir andır. İnsanın tözü, akıcı; duyumları belirsiz; bedeni, kolayca dağılabilir; ruhu bir an için görünen bir parıltı; kaderi, zorlukla bilinebilir; ünü, belirsiz bir kanıdır. Tek kelime ile insanın bedeniyle ilgili her şey, akan bir su; ruhuyla ilgili her şey, bir rüya ve dumandır. İnsan hayatı bir savaş, yabancı bir ülkede kısa bir kalış; onun ölümden sonraki ünü ise, bir unutmadır" (Il, XVII).
" Her birimizin ancak içinde bulunduğumuz zamanı yaşadığımızı, bu zamanın ise ancak bir an devam ettiğini hatırla; geri kalan yaşanmıştır veya belirsizdir. O halde herkesin yaşadığı zaman kısadır. Bu zamanı yaşadığı dünyanın köşesi de küçüktür; ölümden sonraki en kalıcı şöhret bile küçüktür" (III, X).
"Sürekli olarak şunları düşün: Hastalarına kaşlarını çatan ne kadar çok hekim, büyük bir olay olarak diğer insanların ölümünü önceden haber veren ne kadar çok astrolog, ölüm ve ölümsüzlük üzerine bitmez tükenmez tartışmalar yapan ne kadar çok filozof, çok sayıda insanın ölümüne neden olan ne kadar çok lider, sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi ellerinde tuttukları güçlerini zalimce bir kibirle insanların hayatı ve ölümüyle ilgili kararlar almakta kullanan ne kadar çok zorba hükümdarlar öldüler! Helice, Pompei, Herculanum ve diğer benzerleri içinde olmak üzere ne kadar çok şehir yok oldu! Bunlara senin birbiri ardından öldüklerini gördüğün, diğerlerini de ekle. Onlardan her biri diğerine son görevini yaptıktan sonra kendisi de öldü ve ona bir başkası son görevini yaptı; bu başkasına da bir başkası aynı şeyi yaptı. Bütün bunlar ne kadar kısa bir zaman süresi içinde oldu! Kısaca insani şeyler gelip geçici ve değersizdir; dün bir parça yumurta, yarın mumya veya kül" (IV, XL VIII).
Sayfa 217 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.