Trivium: Sezar, Pompei, Crassus.
Crassus'un yanında diğer kuvvetli bir şahsiyet de M.Ö. 89 senesi Consulu Gn. Pompeius Strabo'nun oğlu olan genç Gn. Pompeius'tu.
Sayfa 158 - Türk Tarih Kurumu·Kitabı okudu
Asla yenilmeyeceğim. Yene yene yenik düşeceğim ancak. Bozulan her oyun, sonunda mezarım olacak aşka beni kapattığından, hayatım bir zaferler zindanında sona erecek. Yalnızca bozgun anahtarları bulur, kapıları açar. Ölüm, kaçağa yetişmek için harekete geçmeli, onda hayatın keskin zıddını tanımamızı sağlayan o hareketsizliği kaybetmelidir. Ölüm bize, uçarken vurulmuş kuğunun, kim bilir hangi karanlık Hikmet tarafından saçlarından yakalanmış Akhilleus'un sonunu sunar. Pompei'deki evinin girişinde dumandan boğulmuş kadın için olduğu gibi, ölüm, öteki dünyada, kaçışın koridorlarını uzatır sadece. Benim ölümüm taştan olacak. Mukadderat'ın iskelelerine, açılabilen köprülerine, tuzaklarına, yeraltındaki bütün yollarına aşinayım. Orada kaybolamam. Ölümün, beni öldürmek için, suçortaklığıma ihtiyacı olacak.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Renoir, ta ya'daki gezisi boyunca, Tiziano, Michelangelo, Bernini ve Raffaello gibi büyük ustaların sanatları karşsında hayrete düşmüş, Pompei'li fresk sanatçılarının sınırlı renk pigmentleriyle elde ettikleri inanılmaz renklerle şaşkına dönmüştü. İtalyan peyzajının ışık ve renklerinden çok hoşlanmıştı. Tüm bu talya deneyimi, Renoir'ın üslubunda değişime neden olan etmenlerden biriydi. Seyahatleri öncesinde elde ettiği, yakalanması güç başarıyı tehlikeye atmak istemeyen Renoir, Fransa'ya döndüğünde izlenimcilerden ve onu devrimci olarak yaftalayan ilişkilerden uzaklaşmaya başladı. İlerleyen yıllarda, o dönemde zaten "İzlenimciliğin onu götürebildiği yere kadar gitmiş" olduğunu söyleyecekti.
Marcus Aurelius döktürmeye devam ediyor. Part 2.
"İnsan hayatının süresi bir andır. İnsanın tözü, akıcı; duyumları be­lirsiz; bedeni, kolayca dağılabilir; ruhu bir an için görünen bir pa­rıltı; kaderi, zorlukla bilinebilir; ünü, belirsiz bir kanıdır. Tek keli­me ile insanın bedeniyle ilgili her şey, akan bir su; ruhuyla ilgili her şey, bir rüya ve dumandır. İnsan hayatı bir savaş, yabancı bir ülke­de kısa bir kalış; onun ölümden sonraki ünü ise, bir unutmadır" (Il, XVII). " Her birimizin ancak içinde bulunduğumuz zamanı yaşadığı­mızı, bu zamanın ise ancak bir an devam ettiğini hatırla; geri kalan yaşanmıştır veya belirsizdir. O halde herkesin yaşadığı zaman kısa­dır. Bu zamanı yaşadığı dünyanın köşesi de küçüktür; ölümden sonraki en kalıcı şöhret bile küçüktür" (III, X). "Sürekli olarak şunları düşün: Hastalarına kaşlarını çatan ne kadar çok hekim, büyük bir olay olarak diğer insanların ölümünü önceden haber veren ne kadar çok astrolog, ölüm ve ölümsüzlük üzerine bitmez tükenmez tartışmalar yapan ne kadar çok filozof, çok sayıda insanın ölümüne neden olan ne kadar çok lider, sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi ellerinde tuttukları güçlerini zalimce bir kibirle insanların hayatı ve ölümüyle ilgili kararlar almakta kulla­nan ne kadar çok zorba hükümdarlar öldüler! Helice, Pompei, Herculanum ve diğer benzerleri içinde olmak üzere ne kadar çok şehir yok oldu! Bunlara senin birbiri ardından öldüklerini gördü­ğün, diğerlerini de ekle. Onlardan her biri diğerine son görevini yaptıktan sonra kendisi de öldü ve ona bir başkası son görevini yaptı; bu başkasına da bir başkası aynı şeyi yaptı. Bütün bunlar ne kadar kısa bir zaman süresi içinde oldu! Kısaca insani şeyler gelip geçici ve değersizdir; dün bir parça yumurta, yarın mumya veya kül" (IV, XL VIII).
Sayfa 217 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.