eylül

Yanıma baktım kimseler yok. Az önce çevrem insanla doluydu. Köpekler havlıyor, kazlar bağırıyor, ağaçlar hışırdıyordu. Bir ırmak akıyordu kulağımın dibinden. Ağaçlar suları yıkıyordu. Hayvanlar insanları öpüyordu. Köpekler konuşuyor, insanlar havlıyordu. Gökyüzü sarıydı. Birisi: “Canımsın,” diyordu, “canımsın, ağacımsın, ırmağımsın; denizim benim.” Ötekisi bir insan kokusu içinde sıcaktı. Cevap vermiyordu. Elinin üstündeki mavi damarlar bir dostluk denizine akıyordu.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sana aldırmaz; öyle hemen de çıkıp gelmez sana, sen onu ne denli bekliyor olsan da. Senin beklemen: bir boşunalık duygusudur yalnızca; gerçekler içinde hayallerin; olup-bitenler içinde olamayacakların düşlenmesi -boyuna ve boşuna bir düşüş- oysa, o, gelişmektedir. Sana doğru. Sen hiç bilmeden -beklerken, bilmeden. Senin beklediğindir o; ama sen, bilmiyorsundur. Gelmeyeceğini sanarsın. Yıllar geçtikçe, hatta, hiç gelmeyeceğini bildiğini sanarsın -yıllar geçer, emin olduğunu da sanarsın, artık hiç gelmeyeceğinden. Senin beklemen: hüzünlü ama dingin bir umutsuzluktur; bir an önce bitirip gitme isteği çökmüştür üzerine -hatta bitiremeyeceğini de bildiğin birçok şeye aldırmazca ve umarsızlıkla girişip, hepsini yarım bırakıp gitmek, bir ayartı kadar keskindir artık. -Yaşamının anlamı bulunmamıştır, bulunamayacaktır -o, gelmeyecektir- ya; sonuçsuz bir son olarak, ölüm, gelebilir, artık, işte…
Sayfa 23·Kitabı okudu
vincent, paris’te boyalarini julien tanguy’nin dukkanlarindan alirdi. bir idealist ve eski bir komuncu olan tanguy, vincent ve dostlari gibi ressamlarin desteklenmeyi hak ettigini dusunuyordu. vincent bazen tanguy’den tablo karsiliginda boya aliyordu. tanguy’nin dukkaninin arkasindaki kucuk oda ayni zamanda bir galeriydi ve 20. yuzyil resim sanatinin kurucusu olarak degerlendirdigimiz van gogh, seurat ve cézanne, resimlerini tanguy baba araciligiyla sergilemislerdi.
Sayfa 8·Kitabı okudu
sana nasıl bulsam, nasıl bilsem, nasıl etsem, nasıl yapsam da meydanlarda bağırsam sokak başlarında sazımı çalsam anlatsam şu kiraz mevsiminin para kazanmak mevsimi değil sevişme vakti olduğunu... bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını, sonra oturup hüngür hüngür ağlasam boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun oğlu bir şiir okusa karacaoğlan'dan orhan veli'den yunus'tan, yunus'tan...
"Sakarya Balıkçısı"nda ne güzel balık adları sayar Sait Fa­ik: Hösgün, Oklama, Cılpık... Bu adlardan sonra buram buram dil sevgisi tüten şu cümle: "Sakarya balıkları isimleriyle bera­ber yendiği için lezzetlidir." "İki Kişiye Bir Hikâye"de, sevdiği martının ölüsünü bulun­ca ağlayan, yakasına siyah matem tülü takan, "Bu yürek, bizim yüreğimiz, bir tahtası eksiklerin yüreğidir." diyen Yakamoz'u tanırız.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Sait Faik Abasıyanık