Ben kitapları okumaya başlamadan önce, kitabın yazarı ve içinde yaşadığı toplumsal şartlar üzerine araştırma yapmayı severim. Çünkü yazarların yarattığı kahramanlar, her zaman olmasa bile çoğu zaman, yazarın yaşadığı sıkıntılardan muzdarip olan ve değiştirmek istediği düzene karşı duran karakterlerden oluşmaktadır.
Kâtip Bartleby kitabının yazarı Herman MERVILLE, 1800’lü yıllarda Amerika’da yaşamış bir edebiyatçıdır. O yıllarda da Amerika bugün olduğu gibi kapitalist düzenin hakim olduğu, paranın birçok şeyden üstün tutulduğu, insanların durmadan çalıştığı, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığı bir toplum. Bu kitapta, bu toplumun parçası olan birçok insan anlatılıyor. Örneğin, Bay Turkey; kendisini kapitalist düzene kaptırmış, ilerlemiş yaşına rağmen daha çok para için uzun saatler çalışmayı seçen, hafif alkol bağımlısı, tahrik edilince ağzı bozulan bir kişilik. Bir başka karakter olan Nippers ise; sinirli, huysuz, hazımsız ve yine para için kanunlara aykırı işler yapan arkadaşları olduğu düşünülen bir kişilik.
Yazar bu hikâyeyi görmüş geçirmiş, kendi halinde, en iyi hayat en kolay hayattır inancını benimseyen bir avukatın ağzından anlatmayı tercih etmiş. Kendi düzenini kurmuş, çok fazla hırsı olmayan bu avukat yanında çalıştırdığı kâtipleri çok iyi gözlemleyerek, ruhsal çıkarımlarda bulunuyor. Kullandığı dil zor ve anlaşılmaz, birçok kısımda gizli mesajlar veriyor. Örneğin, bir insanın fiziksel rahatsızlığını gidermenin mümkün olduğunu fakat ruhunu iyileştirmenin mümkün olmadığını anlatıyor.
Avukatımız, çoğu kez şikâyet ettiği ve kurtulmak istediği Kâtip Bartleby’nin hikâyesini öyle bir anlatıyor ki onun bu düzene sürekli karşı çıkan, bir robot gibi kendisine verilen işleri yapmayan, kendi tercihleri olan bir kahraman gibi betimliyor. Sanki kurtulmak istediği bu adama