...Sevmek, insanoğlunu sevmek istiyorum. Ama engel oluyorlar, vermiyorlar bana! Verin, bana bir insan verin de seveyim onu... Nerede o insan? Nereye saklandı? Diogenes'in feneriyle aradığı gibi, ben de hayatım boyunca onu arıyor, bulamıyor, bulamayınca da kimseyi sevemiyorum.
— Beni rahat bırak Foma, sataşma! dedi. Vız gelir bana edebiyatın! Tanrı bana sağlık versin de... geri kalan hepsi, yazarlarınız da beraber, yerin dibine batsın!.. Voltaire'ciler ne olacak!..
Yejevikin hemen Bay Bahçeyev'e sokuldu.
— Yazarlar hep Voltaire'ci midir? Bunu pek doğru buyurdunuz Stepan Alekseyiç. Geçenlerde Valentin İgnatyiç de böyle söylüyorlardı, inanmazsınız, bana bile Voltaire'ci dediler. Oysa benim ne kadar az yazdığımı herkes bilir. Hani kadının birinin bir kâse sütü kesilse, bunda bile Bay Voltaire'i suçlu çıkaracaklar. Bizde hep böyle.
Ben çıkar gözetmiyordum Yegor İlyiç... Gerçi tabii çıkar için, ama yüksek bir maksatla yaptım bunu. Parayı faydalı işler için sarf edecektim... Yoksullara yardım edecektim. Modern bilgilerin yayılması için faydalı olacaktım. Hatta üniversitede bir öğrenci okutmayı kuruyordum. Servetimi böyle işlerde kullanacaktım Yegor İlyiç... Başka bir niyetim yoktu Yegor İlyiç...
"Sessizdir o, felaketlere uğramıştır..." diye ekledi. Ama zavallınız bize külahı ters giydiriverdi; daha gün doğmadan dilimiz dışarıda yollara düştük. İnsan bunların yüzünden mübarek bayram gününde ibadetini de yapamıyor. Tuh!..