Astronot ol, hemşire ol, postacı ol, ne olursan ol ama sadece kerizin teki olma.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Alıntı
Astronot ol, hemşire ol, postacı ol, ne olursan ol ama sadece kerizin teki olma
Sayfa 46·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Önsöz
"Belki bu düşlerden ötürü kimilerimiz evini terk etti ve garson, seyyar satıcı, kitapçı ya da postacı oldular. (...) Yaşamı ve dünyayı değiştirmek istemelerine karşın hepsi de birer meslek edindi: Tüccar, asker, polis, iktisatçı, danışman, elçi ve noter oldular." Eklemeye gerek var mı! Belki de yazar oldular.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı
"Ben de kerizin tekiydim. Bir spektrum var, ben de onun üstünde bir yerdeydim ama sen kerizin teki olmayacaksın çünkü ben seni aydınlatıyorum. Astronot ol, hemşire ol, postacı ol, ne olursan ol ama sadece kerizin teki olma."
Sayfa 46·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Zamanlar Anadolu'da
Hasibe gelinin kocasının adı Zekeriya'ydı. Güreşirdi; güçlü, kuvvetli, yağız delikanlıydı. Atları nallardı. Doğubeyazıt'ta askerdi o sıralar. Zekeriya, üç ay olmuştu Hasibe'yle evleneli ve üç ay olmuştu Hasibe'yi hiç görmeyeli. Üç ayda bir memleketine bir mektup gönderirdi ve Postacı Hüsmen onu Balıkçı Rıfat eliyle Hasibe'ye verirdi. Zekeriya'nın mektupları mürekkebi dağınık, tütün kokulu; hep uzun, hep yanık olurdu ve mektubun her satırı Hasibe'nin gün gün çilesini doldururdu. Bir gün sebebi bilinmez, kesildi mektuplar, Balıkçı Rıfat eli boş döndü. Hasibe, Postacı Hüsmen'e koştu hemen ama Postacı Hüsmen ne bilsindi, Hasibe'nin mektuplarının neden kesildiğini. Hasibe'nin yüreğine dert düştü o sıralar. Her yanını alaca sardı Hasibe'nin, saçları vakitsiz ağardı. Pencere önünde gece gündüz yol gözledi ama Zekeriya askerden dönmedi. Zekeriya, bir oğlu olduğunu ve Hasibe'nin ona babasının adını koyduğunu hiç bilmedi. Hasibe zamanla, günleri saymayı, yemeğe tuz koymayı, postanenin yolunu unuttuğu gibi kuyuya yağ lambaşını düşürdüğünü de unuttu. Vefalıydı Hasibe, kadir kıymet bilirdi; dilinde hep Zekeriya'nın adı, oğluna asker babasını asla unutturmadı. Hasibe, bir bağbozumunda kara kazanlarda pekmez kaynarken, yapraklar kızıla çalarken ve kırlangıçlar göç ederken öldü. Öldüğü odada üç gece lamba yandı, aynalar örtüldü ve Hasibe'nin pabuçları biri alsın diye kapıya kondu. Üç kazan su ısıtılıp yıkandı Hasibe ve beş parça bez ile kefenlendi. Hasibe'nin yeşil tabutu üstünde nefti yeşili bir şalla kuyunun taşına kondu. Sonra, İmam Rafi cemaate üç defa, "Merhumeyi nasıl bilirdiniz," diye sordu. Cemaat üç defa "İyi bilirdik," dedi. Cenaze namazı kılındı, toprak atıldı, mezarı örtüldü, telkini verildi. Kaderin Hasibe'ye oynadığı talihsiz bir oyundu bu.
Sayfa 37 - Ötüken Neşriyat
Postacı Nazım'ın, Yıldızeli ve Zizle İsyanları (14 Mayıs-21 Haziran 1920) Yıldızeli-Sivas arasındaki posta taşımacılığını yürüten Postacı Nazım, işinde iflas etmiş ve adını değiştirerek bölgenin köylerinde dolaşmaya başlamıştı. Köylerde konuşmalar yapıyor, Mustafa Kemal Paşa'yı ve Milli hareketi kötülüyor, bazı İstanbul gazetelerinde çıkan yalan yanlış haberleri halka anlatarak çevresine yandaş topluyordu. Bu arada Yozgat'ın en sözü geçen ailelerinden Çapanoğullanı beylerinden de büyük destek görüyordu. Nihayet bölge kabadayılarından Çerkez Kara Mustafa'yı da yanına alarak, asker kaçakları ve işsiz güçsüzlerden yedi yüz kadar kişiyi yanında toplamayı başardı. Milli Mücadele'ye düşman olan İstanbul basınında, Anzavur isyanının bastırılması sırasında, Çerkez köylerinin "Mustafa Kemal'in adamları tarafından yakılıp yıkıldığı" yalan haberleri yayınlanmıştı. Postacı Nazım, özellikle bu haberleri Çerkez kökenli halka abartılı şekilde anlatarak onları galeyana getirdi. Bu sayede 14 Mayıs 1920'de Yenihan'da halkı ayaklandırmayı başardı. İsyan daha sonra Yenihan'dan Zile'ye sıçradı. Burada da dava vekili Uvan Ali, eski bucak müdürü Naci, eski mal müdürünün oğlu İhsan, yanlarına topladıkları atlı çetecilerle Zile köylerini dolaşıyor, bozguncu propaganda yapıyorlardı. Bunlara Şeyh Abdüsselam, Ayrancıoğlu Mehmet de katıldılar. 6 Haziran 1920'de isyancılar Zile'de jandarmalara saldırdılar. Zile müftüsü de isyana destek verince halk isyancıların yanında yer aldı. Bu yüzden Binbaşı Hilmi komutasındaki Çorum müfrezesi Zile kalesine çekilmek zorunda kaldı. Kalede de fazla direnemeyerek isyancılara teslim oldular. Kısa sürede Zile ayaklanmasına dönüşen Yenihan ayaklanması çevre köylere yayıldı. İsyancılar Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin üyesi vatansever milliyetçilerin evlerini
Sayfa 97 - Toker Yayınları·Kitabı okudu
Tarih