Hayatım sanki çektiğim umutsuzluğa kıyasla fazla banal. ilişkimiz sanki umutsuzluğumuza kıyasla çok sıradan ve yeterince tutkulu değil.Hayatlarımız umutsuzluğumuzu sığdırmayacağımız kadar küçükse umutsuzluğumuzla ne yapacağız peki?
Agora meyhanesinde bir akşamüstü. Masalardaki insanlar hep tanıdık. Doktor Fikret Ürgüp, Kuzgun Acar, Bedri Rahmi hoca, Resim bölümünden Birol, Burhan, Postane müdürü ve jetoncu kız, Mehmet Ulusoy, heykeltıraş Metin... Agora meyhanesi bizim evimiz, Şef Hasan’la ikimiz açıyoruz, biz gidince kapatıyorlar. Garsonun adını Friedrich taktık. Ecnebi isimler çok moda, barmenlere “Hey Corc!” demek çok yaygın, ancak bizim garson çocuk isminden hiç memnun değil.
-Ne demek ağbi o?
diyor, kendisine pis bir isim taktığımızdan kuşkulanıyor.