Ben her ne kadar distopya insanı olsam da ütopik kitapları okumak da epey kafa açıyor doğrusu. Felsefe dersinde ahlâk felsefesini görürken karşıma çıkan kitaplardan yalnızca biri Ütopya. İlginç biraz uçuğa kaçan fikirlere sahip bir dünya düşlemesi. Toplumsal mutluluğun yalnızca kitap içerisinde yazan kurallarla gerçekleşebileceğini, böylelikle bir "yeryüzü cenneti" oluşturulabileceğini düşünüyor yazar. Bu kurallardan bazıları benim epey ilgimi çekti doğrusu. Aitlik kavramını ortadan kaldırmak ilk kural. Toplumu oluşturan aileler birbiriyle aynı yapıda. Kimse kimseden üstün değil. Toplumda bireysellik neredeyse tamamen ortadan kalkmış. Tüm şehirde mahaller, tüm mahallelerde evler, tüm evlerde aileler birbirinin aynı. Toplumda belli iş bölümleri ve çalışma saatleri mevcut ve herkes toplumsal görevini birey olarak varlığından ön planda tutuyor. Böyle anlatınca bana Ütopya'dan ziyade Distopya gibi göründü. Tabi ki düzen bire bir anlattığım şekilde değil ama bende oluşturduğu ana fikir böyle.
Yine de insanı düşünmeye teşvik eden, daha iyisi için insanı kendi ütopik âlemine iten güzel bir kitap. Felsefeyle ilgilenen herkese hâlâ okumadıysa tavsiye ederim.