Cesaret, kararlılık, güven, bir şeylerden duyulan mutluluk sen karşı olduğunda sonuna kadar direnemezdi; üstelik benim yaptığım neredeyse her şeye zaten karşı olduğun da varsayılabilirdi.
Ortak hiçbir değere bağlanmadıklarından, içlerinde biriktirdikleri binlerce paha biçilmez deneyim son nefesleriyle birlikte kimseye aktarılmadan yok olup gideceği için gereksiz görünen o hayatlardan birini yaşamaktaydı.
Şarabın tükenip mumların sonuna yaklaştığı ve ay ışığının kusursuz olduğu bir gece karıma, Sen gördüğüm bütün kadınlardan daha güzelsin."demiştim.
Bunları söylerken doğrudan ona bakıyordum, o da döndü, bana baktı. Şükürler olsun ki o anda bir matematikçi gibi düşünmemişti. Öyle yapsaydı, iltifatımın saçma olduğunu, hiç de doğru olmadığını söylerdi. Çünkü sözlerim doğru olsaydı şu sonuç çıkacaktı: Gördüğüm bütün kadınların hepsinden daha güzel olmakla, aynı anda benim sevgi dolu bakışlarımın da hedefi olduğu için, kendisinden de daha güzel olması gerekirdi, ki bu olanaksızdı.