Evinn

Yalancılığın saptanmasının neden bu denli zor olduğunu merak ediyorsanız, " işleyen demir ışıldar" atasözünü anımsayın. Yalan söylemeyi çok küçük yaşlarda öğrenir ve bunu o kadar sık yaparız ki, inandırıcı bir şekilde yalan söylemekte ustalaşırız. Bu durumu aklınızda tam olarak canlandırmak için, çok küçük yaşlarımızdan itibaren, "Onlara evde olmadığımızı söyle", "Yüzünde bir gülümsemr görmek istiyorum" ya da "Babana ne olduğunu sakın anlatma, ikimiz de yanarız" gibi cümleleri ne çok duyduğumuzu düşünün. İnsan türü sosyal bi hayvan olduğundan dolayı, her zaman yalnızca kendi çıkarımız için yalan söylemeyiz, bazen diğerleri için de bunu yapabiliriz. Uzun uzadıya bir açıklamadan kaçınmak, cezalandırılmaktan kurtulmak, kolayından doktora derecesi almak ya da yalnızca nazik olmak adına yalana başvurabiliriz. Hatta kullandığımız kozmetik ürünleri ve kıyafetlerimiz de yalan söylememize yardımcı olur. Aslına bakılacak olursa, biz insanoğlu için yalan söylemek, "sosyal olarak hayatımızı sürdürmenin bir yoludur"
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tayin edici hayat memat sorularını, ilke olarak, yaşamayı isteyenlere de yöneltebiliriz: Ne yaptığınızı gerçekten biliyor musunuz? İyi düşündünüz mü? Bütün zorunluluklardan azade, bilinçli bir karar mı verdiniz? Hayat sahiden “kendi başına bir değer” midir? Hayata kendi başına bir değer atfeden varoluşsal tercih, şayet yaşamayı tercih etmeme seçeneğinin olduğu bir zeminde yapılırsa daha inandırıcı olacaktır. Hayat ancak ölümle olan çelişkisi içinde anlam ve değer kazanır, dolayısıyla bizi yaşama kararlılığına sevk eden, ölüm meselesidir. Hayatı bu konuda bir yargıda bulunmaksızın öylesine yaşar giderseniz, hayat belirlenimsiz, yüzeysel, rastgele olur ve onun gerçekten sahibi olmazsınız. Böyle düşünmek tehlikeli midir? Kuşkusuz kendini öldürmenin sırf düşüncesi bile tereddüt anında bu yolu tutma tehlikesini barındırır. Ama bunun gibi tehlikelerin olmadığı bir hayat yaşamak zaten hiç yaşamamak gibidir.
Alıntı
Bütün mutsuzlukların ortasında, lezzetli bir yemek yemek her zaman biraz anlam bulmayı sağlar.
Maddi refah, hangi ideal hedefe hizmet ettiği aşikâr olmayınca anlam ve enerji kaynağı olamıyor, dolayısıyla anlam sorusuna tatminkâr bir cevap sunmuyor.
Depresif insan dört bir yanda büyük endişelere sebebiyet verecek şeyler görür, tüm dikkati her yerde hazır ve nazır bulunan zorluklara dönüktür, her şey pek düşündürücüdür. Dünya ve insanlar çelişkilerle doludur ve o, insanın ne kadar çabalarsa çabalasın bunu asla değiştiremeyeceğinin azabını çeker. Sadece nafileliğini görürseniz, hayatı sürdürmek pek mümkün değildir. Zemin her yerinden çatırdıyor, her adımda çukurlar açılıyorsa, tek bir adım atmaya cesaret verecek motivasyonu bulamazsınız. Geriye, ümitsizlik kalır.